Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

izâfe ettim (Tasavvuf Sözlüğü)

Çünkü süf (yün) giymek peygamberlerin âdeti, evliyâ ve asfiyânın şiârıdır. Bu konudaki rivâyet ve haberler pek çoktur. Süfileri elbiselerine izâfe edince, bu onların ilim, hareket, hâl ve övgüye değer olan ahlâklarına da …

Çünkü süf (yün) giymek peygamberlerin âdeti, evliyâ ve asfiyânın şiârıdır. Bu konudaki rivâyet ve haberler pek çoktur. Süfileri elbiselerine izâfe edince, bu onların ilim, hareket, hâl ve övgüye değer olan ahlâklarına da şâmil bir isim olmuştur. Görmez misin ki Allah Teâlâ, Hz. İsâ'nın ashâbının a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/havassin/" havâssını /a , giydikleri elbiseye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetle /a Havâriler... diye yâd etmiştir. Onlar beyaz elbise giyiyorlardı. Allah Teâlâ, onları a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a oldukları ilim, amel ya da hâle nisbet etmek yerine, giydikleri bu elbiseye nisbet etmiştir. Bana göre süfilerin durumu da aynıdır. En doğrusunu Allah bilir. Süfiler zâhiri elbiselerine nisbet edilmiş (ve böylelikle bu ismi almış), büründükleri ilim ve hâle nisbet edilmemişlerdir. Çünkü sof giymek peygamberlerin ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddik/" sıddikların /a adeti, kendilerini ibâdete veren kişilerin şiârıdır. (Lüma' , 40

Tasalarını akılları yoluyla çözen, onlardan kalbleriyle uzaklaşan, nefslerinin şerrinden Mevlâ'larına sığınanlar... işte bunlar a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sufiyye/" süfiyyedir /a

Zünnün Mısri'ye Süfi kimdir? diye sorulduğunda şu cevâbı vermiştir: İstemekle yorulmayan, elinden zorla almakla darılmayan kimsedir. Bir başka seferinde şunları söylemiştir: Onlar o kimselerdir ki, Allah'ı her şeye tercih etmişler; Allah da onları her şeye tercih etmiştir. (Lüma', 45

Ebü Hüseyin Ahmed Muhammed Nüri, Süfi kimdir? diye sorulduğunda demiştir ki: Süfi, semâ dinleyen ve sebeblere sarılmayı tercih eden kişidir.

Ebü Hasan Kannâd'a süfinin mânâsı sorulduğunda şu karşılığı vermiştir: Süfi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimesi /a safâ'dan alınmıştır. O da her vakitte Allah'a vefa şartını yerine getirmektir. (Luma , 46

Süfinin mânâsı bir başka süfiye sorulduğunda şöyle demiştir: Süfi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyet /a sıfatını tahakkuk ettirerek (gerçekleştirerek) Hakk'ın dostluğuna ermiş, beşeriyet bulanıklıklarından temizlenmiş, böylelikle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a mertebelerine ulaşmış ve şeriat hükümlerine (bu hükümlerin hakikatlerine) yaklaşmış a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimsedir /a . Böyle yaparsa o kimse artık süfidir. Çünkü o (Hakk tarafından) tasfiye edilmiştir fonu saflaştıran Hakk'tır).

(Dedim ki:) Hakikatte süfiyye kimlerdir? Onların vasıflarını bize anlat! Bana şöyle cevâb verdi: Allah'ı ve hükümlerini bilen, Allah Teâlâ'nın kendilerine öğrettikleriyle amel eden, Allah'ın kendilerinden istediklerini tahakkuk ettiren (gerçekleştiren), tahakkuk ettirdikleriyle vecde eren, vecd duydukları şeylerde fâni olan kişilerdir. Çünkü her vecd ehli, vecde erdiği şeyde fâni olur.

Şibli'yerh Süfiyye niçin bu adla anılır? diye sorulunca şu karşılığı vermiştir: Onlara, üzerlerinde bulunan nefslerinin kalıntısı sebebiyle böyle denmiştir. Eğer böyle olmasaydı, onlara lâyık bir isim bulunmaz ve verilmezdi.

süfi-mutasavvıf -mustasvif/süfiyye 923 ...Yine denilmiştir ki, Süfiyye Suffe ehlinin bakiyyesidir. (Lüma', 47

Şeyhlerden biri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tasavvuf/" tasavvufun /a ne olduğu sorusuna üç cevâb vermişti: Birincisi ilim şartına bağlıdır ki o, kalbin bulanıklıklardan tasfiye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a , mevcüdâta (varlıklara) karşı güzel muâmele ve şer'i meselelerde Hz. Peygamber'e uymaktır. Ikincisi hakikat diliyle cevâbtır ki buna göre, mülkün yokluğu, sıfatlara kölelik etmekten kurtulmak ve göklerin yaratıcısıyla yetinmektir. Üçüncü olarak Hakk diliyle verilen cevâb ise şudur: O Onları sıfatlarından tanı olarak saflaştırır larındırır), temizler ve böylece onlara süfi denilir. (Luma , 48

(Süfilerden bir kısmı şöyle demiştir:) Sırları (içleri) saf, dışları pak olduğu için süfilere süfiyye denilmiştir

Bişr Hâris, Süfi, Allah için kalbini saf hâle getirmiş olan kişidir demiştir

Süfilerden biri Süfi, Allah ile olan muâmelesini saf hâle getirdiği için Yüce Allah'ın saf ikrâmına nâil olan kimsedir demiştir

Bazı süfiler bu konuda şöyle der: Süfilere süfiyye' denilmesi Yüce Allah'ın huzürunda ilk safta bulunmalarındandır. Gerçekten de süfiler, himmetleriyle Hakk'a dönmüşler, kalbleriyle O'na yönelmişler, rühlarıyla O'nun huzürunda bulunmuşlardır

Diğer bazı süfilere göre süfilerin vasıfları, Resülullah zamanındaki Ehl-i Suffe'nin husüsiyetlerine yakın olduğu için kendilerine süfiyye denilmiştir. Başka bir süfi topluluğuna göre süfiler, yün mânâsına gelen softan yapılan elbiseler giydikleri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/icin-sufi/" için süfi /a adını almışlardır. Süfileri suffe ve saff kelimelerine nisbet edenler, zâhiri hâllerini dikkate alarak kendilerine bu ismi vermişlerdir

Süfiyye, dünyâyı terkederek vatanlarından ayrılan; dostlarını birakarak memleket memleket dolaşan; karınlarını aç, bedenlerini çıplak bırakan; mahrem yerini örtme ve açlığı giderme konusunda terkedilmesi câiz olmayan miktardan fazla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a nimetlerinden faydalanmayan bir zümredir

Süfiler vatanlarını terkettikleri için gureba ; memleket memleket dolaştıkları için seyyahin ; sahrâlarda dolaşmaları ve zarüret hâlinde mağaralara sığınmaları sebebiyle bazı memleket ahâlisi tarafından şikeftiyye diye adlandırılmışlardır. Süfilere şikeftiyye diyen ahâlinin (Horasanlılar'ın) dilinde şifkeft mağara mânâsına gelir. Şamlılar süfilere cü'iyye (açlar) adını vermişlerdir. Süfilerin gıda maddelerinden sadece zarüret miktarınca faydalanmaları bu ismi almalarına sebeb olmuştur

Seri Sakati, süfiyyeyi vasfederken şöyle demiştir: Hasta insanlar gibi yemek yerler, suya batan kimseler gibi uyurlar ve mahcub kimseler gibi konuşurlar. Mülkiyetlerinde bulunan eşyâyı terkettikleri için süfilere fukarâ da denilmiştir. (Yine Seri) 924 süfi-mutasavvıf -mustasvif/süfiyye

kendisine Süfi kimdir? diye sorulunca şu cevâbı vermiştir: Süfi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/malik/" mâlik /a ve memlük olmayan kişidir. Yani tamah ona yanaşamamıştır. Başka biri de şöyle demiştir: Süfi, bir şeye sâhib olmayan kişidir. Eğer sâhibolursa onu hemen harcar.

Giyim ve kıyafetleri dikkate alınarak tasavvuf ehline süfiyye" denilmiştir. Onlar nefsin hazzı için yumuşak ve güzel görünüşlü elbiseler giymezler. Sadece mahrem yerlerini örtmek için elbise giydiklerinden dolayı sert kıldan ve kalın yünden yapılan elbise ile yetinirler. (Ta'arruf, 6

Bündar Hüseyin şöyle der: Süfi, Hakk'ın kendisi için seçerek nefsinden saflaştırıp arındırdığı, iddiâ sâhibi olarak tekellüfle (zorlamayla) amel etme hâline döndürmediği kimsedir. Üfiye fafiyet verildi) vezninde süfiye saf hâle getirildi) şeklinde bir izah yapmak da mümkündür. Âfâhü'Allah fe üfiye (Allah ona afiyet verdi, o da afiyet buldu) ; Kefâhü'Allah fe küfiye (Allah ona kâfi oldu, o da yeterli hâle geldi) ; Cezâhü'Allah fe cüziye (Allah ona cezâ verdi, o da cezâlandırıldı) gibi deyimler buna örnek teşkil eder. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a Allah'ın süfi hakkındaki fiili süfiye isminde zâhirdir. Süfi tek başına Allah'la bulunan zâttır

Ebü Ali Rüzbâri'ye Süfi kimdir? diye sorulduğunda şöyle demiştir: Safâ