Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

kabz-bast (Tasavvuf Sözlüğü)

Kabz (daralma) ve bast (genişleme) mârifet ehline göre iki şerefli hâldir. Hakk onları kabz a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a onları geçim, yemek, içmek ve konuşma gibi mübâh şeylere karşı çekingen kılar. …

Kabz (daralma) ve bast (genişleme) mârifet ehline göre iki şerefli hâldir. Hakk onları kabz a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a onları geçim, yemek, içmek ve konuşma gibi mübâh şeylere karşı çekingen kılar. Onlara genişlik kabz-bast verdiğinde, bu şeyleri onlara geri verir ve bu konuda onları korumayı üstlenir. Buna göre kabz ârif a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimsenin /a hâlidir, onda mârifetinden başka bir fazlı yoktur. Bast ârif olan kimsenin hâlidir. Hakk ona halk onunla edeblensin diye bu hâli vermiş ve koruması altına almıştır. (Luma , 419

Cüneydrh kabz ve bastın anlamı hakkında (bunları) havf ve recâ (ile irtibâtlandırarak) şöyle demiştir: Recâ, (gönlü açarak) tânate bast eder, havf ise günâlıtan kabz eder falıkoyar). (Lumta', 420

Kabz ve bast, kulun havf ve recâ makamlarını geçtikten sonra ulaştığı iki hâldir. Tasavvufa yeni giren müridin havfı, ârifin kabzına, recâsı da, ârifin bastına karşılık gelir. Kabz ile havf, bast ile recâ arasındaki fark şudur: Havf geleceğe ait bir husüsla alâkalı olur. Yani ileride arzu edilen bir şeyi elden kaçırma veya sakınılan bir duruma mârüz kalma endişesinden doğar. Recâ için de durum aynıdır. Yani gelecekte elde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a arzulanan bir şey hakkındaki ümide veya sakınılan bir şeyin ortadan kalkması, hoşa gitmeyen bir durumun sona ermesi temennisine recâ denir. Kabz ise, ileride değil şu anda meydana gelen bir mânâ ile alâkalıdır. Bast da böyledir

Havf ve recâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a bu iki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a bulunurken, kalbi gelecekle alâkadâr olur. Kabz ve bast sâhibi ise, içinde bulunduğu zamanda kendisini a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/galebe/" galebesi /a ve hükümranlığı altında tutan vârid sebebiyle vaktinin esiridir. Ayrıca süfilerin hâllerinin farklı oluşuna göre kabz ve bast durumundaki vasıfları değişiklik arz eder. Meselâ