Vücüd (varlık) bakımından kadim (önce) olandır. Dâimdir ve varlığı bütün mahlükattan öncedir. Bu da Allah Teâlâ'dan başkası olamaz. (Hücvîrî, 468
İşâretler zuhür edince (ortaya çıkınca) sonradan yaratılmış sıfatlar Kadim'den ayrıldı, karanlık nefsleri elde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a onlara tecelli etti. Âlem O'na dayanmak ve mensüb olmakla ferahladı. Semi olan Rabb, ( Semi'allahü limen hamideh ifâdesiyle) kulunu işittiğini isbât a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a , itâat eden kul da ( Rabbenâ ve leke'l-hamd diyerek) ona hamd etti. (Letâ'if, 101
kâdir/kadir Âciz, ne sabreder, ne de endişelenir. Kadir, gücü olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a genişliğe sabreden kimsedir. Belâ anında endişeye sabreder, azalarını korur (davranışlarına dikkat eder). Sabreder; çünkü kendini açlığa dayanmaya adamıştır. (Bed , 39
Kadir ve kadir, (bir şeyi) isterse yapan istemezse yapmayan kimsedir. (Ravza, 312
