Kaid-i kahr, avama göre nühüs adıyla anılan Satürn, Merih ve diğer gökcisimleridir. (Heyâkil, 99
kâid-i se âdât ( olslasıli AMlö ) Kaid-i se"âdât, feleki su'üd adıyla anılan Jüpiter ve Venüs gibi gökcisimleridir. (Heyâkil, 99
kalak Allah Teâlâ Kelim'i folan Hz. Müsâ sa dilinden) hikâye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a buyurmuştur ki Rabbim, (benden) râzı olman için sana (gelmekte) acele davrandım. Kalak, sabrın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ortadan-kalkmasiyla/" ortadan kalkmasıyla /a şevkin (özlemin) tahrikidir (sabır ortadan kalkınca, özlem kişiyi harekete geçirir
Üç derecesi vardır: İlk derecesi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkın /a (ya da kötü ahlâkının) kişiyi tedirgin etmesi, kişinin halktan (ya da halkla bir araya gelmekten) hoşlanmaması ve ölümden lezzet almasına sebeb olan kalaktır (bu kalak, kişiyi halvete zorlar
İkinci derecesi, akla hâkim olan, duymayı zayıflatan, takati te'sirsiz bırakan kalaktır (bu kalak nefsi baştanbaşa etkisi altına alır
Üçüncü derecesi ise asla merhamet etmeyen, hiçbir sınır kabül etmeyen ve ortada hiç kimseyi bırakmayan (Hakk'tan başka her şeyi fenâ deryâsında boğan) kalaktır. (Menâzil, 33
