Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

kâzib (Tasavvuf Sözlüğü)

peşine düşmüş, boşuna tamah etmektedir ve ümidleri de boşunadır. Bu şekilde yaşamaya devam etmek, kulun kalbine feyzin gelmesine mâni olur, hayırlardan uzaklaşmasını ve Allah'ın mekrine uğramasını zorunlu hâle getirir. …

peşine düşmüş, boşuna tamah etmektedir ve ümidleri de boşunadır. Bu şekilde yaşamaya devam etmek, kulun kalbine feyzin gelmesine mâni olur, hayırlardan uzaklaşmasını ve Allah'ın mekrine uğramasını zorunlu hâle getirir. Dolayısıyla o, (böyle yapmaya devam etmekle) kendisine verilecek cezâyı hızlandırmış olur. İşte bu kimse; aldanmış, aldatılmış ve istidrac a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a bir kimsedir. (Âdâbı, 80

Havf, günâh miktarınca olur. Eğer amelsiz recâ doğru olsaydı, iyi ve kötü olan bu konuda eşit olurdu. (Âdâbı, 81

Mehaâvif-i ibâd (kulların korkması gereken şeyler): Birincisi, Allah'ın, kullarına karşı övündüğü iyiliklerine bakarak onlara haksızlık ve düşmanlığa sevk etmemesi için korkmalı, Allah'a duâ etmesi ve ona yakarışta bulunmalıdır

İkincisi, Allah'ın nimetine sâhib olmanın şımarıklığı ve şükürden alıkoyan nimetine nankörlük etmekten korkmalıdır

Üçüncüsü, nimetlerle istidractan ve bunun devamlı hâle gelmesinden korkmahıdır

Dördüncüsü, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kiyamet/" kıyâmette /a sevâbını umduğu ve günâhlarından saymadığı itâatte Allah tarafından karşısına hesab etmediği bir şeyin çıkarılmasından korkmalıdır. Beşincisi, işlemiş olduğu Allah'la arasında kalan günâhlarından korkmalıdır. Altıncısı, insanların kendisine tâbi olmalarından korkmalıdır

Yedincisi, ömrünün geri kalan kısmında ne olacağından korkmalıdır

Sekizincisi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâda /a peşin olarak azaba uğramaktan ve ölmeden önce cezâlandırılmaktan korkmalıdır

Dokuzuncusu, Allah'ın kendisi bildiğini ve Ümmü'l-Kitâb'da (Levh-i Mahfâüz' da) isminin hangi haneye yazıldığından korkmalıdır. (Âdâbı, 98

Allah'tan korkmanın alâmeti, Allah'ın kerih gördüğü (hoşlanmadığı) her şeyi terk etmektir Allah hakkında hüsn-i zan beslemenin alâmeti, Allah'a itâat etme konusundaki mücâdehenin şiddetidir. (Âdâbı, 145

Recâdaki sadakatin alâmeti, talebin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddetli /a olması ve ümid edilen şeyi idrâk edebilmek için büyük a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayret /a gösterilmesidir. (Adâbı, 146

Mü'min inde kırâati'l-Kurân : Bir rahmet ve sevâb âyeti okuduğunda, Bu benim dışımdaki temiz kimseler içindir der. Allah o kimseye nazar a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a , zayıflığından, endişesinden, ürpertisinden ve havf-recâ' sâkin olamayışından dolayı kendisine merhamet eder. Böylece kulun kalbinde recâ duygusu harekete geçer, Allah'ın nimetlerini ve kendisini (kötü durumdan iyi duruma) nakletmesini hatırlar. Kendi kötülüklerini, kötülük işledikten sonra Allah'ın