Kemâl, sıfatlardan ve onların eserinden tenzihtir. (Istılâh, 539
Ey insan! Bil ki kemâl, fazlalık a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihtimal/" ihtimâli /a olmayan ve noksanlık kabül etmeyen bir sıfattır. Bu sıfatla vasıflanan, sevilen bir varlık hâline gelir, kusur ve ayıplardan uzak kalır. (Kavânin, 101
parladı nürları gözümün
iki hazret tecelli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a
bir oldu iki hüviyet
kaabe kavseyn deminde
senin ve sana ait
her varlık seninledir
a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyet /a örtüleri içinde
yaşayana ne mutlu
cem hâlinde fark hâlini
aydınlattı Zât'ın nüru
ahadiyyet renkleriyle
işte kemâl mertebesi
işte a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ittisal/" ittisâl /a bağışı
işte Rubübiyyet katından ayrılmayan kul
kemâl-i cevher-i âkil Kemâl-i cevher-i âkil fakıllı cevherin kemâli), Hakk'ın ilk tecellisinin, O'nda kendine mahsüs güzelliğiyle elde edilebilecek kadarının ortaya çıkmasıdır. Bundan sonra da ne şekilde ise tüm varlığın yüksek akıllı cevherlerle, sonra da semâvi-rühâni cevherlerle ve gök cisimleriyle kusur ve noksanlıktan arınmış olarak Zât'tan ayrı olamayacak şekilde onda ortaya a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal-i-esma-i/" kemâl-i esmâ'i /a
çıkmasıdır. İşte bu, akıllı cevheri fiilen meydana getiren kemâldir. (İşârât, IV, 22) (Ayrıca bk. cevher/cevâhir-'araz/a'râz
