seçme hürriyetim yok. Ben Rabb'imin hizmetinde ve onun emrinin gölgesindeyim, benim şahsımın bir kıymeti yok. Hasan Basri, Bu dereceye nasıl ulaştın? diye sorunca: Külli fenâ ile diye cevâb verdi. Bunun üzerine Hasan Basri ona Sen bunu nerden biliyorsun? Bizde bu yok demiştir
Fenâ ve beka iki isimdir. Bunlar, tevhidinde avâm derecesinden havâss derecesine yükselen muvahhid bir kulun iki vasfıdır. Fenâ ve bekanın başlangıçtaki mânâsı, ilmin bekasıyla cehlin, tâatın bekasıyla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/masiyyet-2/" mâsıyyetin /a fisyân ve günâhın), zikrin bekasıyla gafletin, Allah Teâlâ'nın inayetini görmenin bekasıyla, kulun kendi hare244 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/fena-beka/" fenâ'-bekâ' /a
ketlerini geçmişteki bilgisi dahilinde görmesinin fenâsıdır (yok olmasıdır). (Lüma', 284
(Cüneyd'e) fenânın ne olduğu sorulunca şöyle vermiştir: Bütününle vasıflarından yabancılaşman, Küll'ün seni bütünüyle kullanmasıdır. (Lüma', 285
Fenâ, nefsin sıfatının yok olması, meydana gelen hâle engel olma ve bundan
