Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

kesb (Tasavvuf Sözlüğü)

(Fiilleri tercih a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a işleme yoluyla manevi bakımdan kazanç ya da kayıp demek olan) kesb, mümkün olanın irâdesinin, kendisinden başkasının fiiline taalluk etmesi ve ilâhi a href …

(Fiilleri tercih a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a işleme yoluyla manevi bakımdan kazanç ya da kayıp demek olan) kesb, mümkün olanın irâdesinin, kendisinden başkasının fiiline taalluk etmesi ve ilâhi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kudret/" kudretin /a bu kesbi taalluk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a zamanda yaratmasıdır. Buna münıkinün kesbi denir. (Fütühât, I, 81

Kesb, Allah'ın kulda, kulun fiile yaklaşmak süretiyle yarattığı fiildir. Yani kulun kudret, irâde ve ilim açısından bu fiille alâkalı olması ve kulun da o fiilin meydana gelmesine denk bir seviyede olmasıdır. Bu fiil yaratma olarak Allah'a izâfe edilir, çünkü bütün bunları yaratan O'dur; kesb olarak ise kula izâfe edilir. Çünkü fiili yapan, kesb sıfatının taalluk ettiği yer ve o fiilin meydana gelmesine denk bir seviyede olan odur. Arablar Sopayı hareket ettirdim, o da hareket etti dedikleri zaman, hareketi iki fâil arasında bölüştürmüş olurlar; birincisi hareket edenin fiili, ikincisi hareket ettirenin fiili. Bu kasd, ilim ve kudretin yerine en yakın olan misâldir

kesel Sonra kula ait olan kesb açısından tâat ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/masiyyet-2/" mâsıyyet /a gelir. Yaratma açısından tâat ve mâsıyyet yoktur. Kul için kesb olan şeyin de, kula izâfe edildiği gibi Allah'a izâfe a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a , o şekilde izâfe edilmesinin bir eksiklik olması sebebiyle câiz değildir. Çünkü kul kesbin mahallidir, Allah'a itâat veya isyân eder

Allah'a izâfe edilen yaratma fiilinin de kula izâfe edilmesi doğru değildir. Çünkü yaratma yokluktan varlığa çıkarmadır. Fiilin taalluku umümi olduğundan kadim Jezeli) bir kudretle mevcüddur. Sonradan yaratılmış bir kudretle var olmuş değildir. Buna göre hâdis (sonradan yaratılmış) olan kudret taalluk eder, ancak te'sir etmez. Sonradan yaratılmış olan kudret mâni olmadığı takdirde, te'sir etmeye münâsibdir. O kudret meydana gelişi esnâsında kadim olan kudretten daha çok mâni olur. Çünkü ezeldeki kadim kudret bütün mahlükata, ezelde ona herhangi bir te'siri olmadan taalluk eder. (Ravza, 204