Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

kıdem (Tasavvuf Sözlüğü)

Kıdem, kul için Hakk'ın ilminden sâbit olana denilir. (Istılâh, 540 Kıdem, Hakk'ın ezelde kul için ilk olarak hükmettiği şeydir. Kıdem a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâle /a ermiş olana mahsüstur ve en son ilâhi …

Kıdem, kul için Hakk'ın ilminden sâbit olana denilir. (Istılâh, 540

Kıdem, Hakk'ın ezelde kul için ilk olarak hükmettiği şeydir. Kıdem a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâle /a ermiş olana mahsüstur ve en son ilâhi bağışlardan istidâd, kula a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a edilince kıdemle tamamlanır. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Cehennem Daha yok mu der. Nihâyet Cebbâr olan Allah kıdemini Cehenneme koyar. Bunu üzerine o, Bana yeter, bana yeter der. Müsned, III, 125) (Kâşânî, 143; Câmi’, 92

Kıdeme kıdem denilmiştir, çünkü kıdem süretin sonudur. Süret, Hakk'ın kula isim cihetinden yaklaştığı son şeydir. İsim kulla birleştiğinde ve onda tahakkuk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a kul kemâle erer. (Kâşânî, 144

Kıdemi, bir zâti vücüb hükmünden ibârettir. Vücüb Hakk'ın Kadim isminin ortaya çıkmasıdır. Zira varlığı bizâtihi vâcib olanın öncesinde yokluk olamaz. Öncesinde yokluk olmayanın hükmen ve fiilen kadim olması gerekir. Zira kıdem, onunla isimlendirilmiş olanın üzerinde zamanın akışının hâkim olmasıdır. Hakk ise bundan münezzehtir. Onun kıdemi, Zâtı'nın vâcib olması dolayısıyla lâzım olan hükümdür. Yoksa Sübhân olan Allah ile yarattıkları arasında bir zaman ve bir araya getiren bir vakit yoktur. Aksine onun kıdem adını almış olan varlık hükmü, mahlükatın varlığından öncedir. (İnsân, I, 62

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kidem-i-ceberut/" kıdem-i ceberüt /a 557