Kıyâmet, öldükten sonra ededi hayata dönüştür. Bu da üçe ayrılır: Birincisi, ölünün a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a hayatındaki hâline göre, tabii ölümden sonra ulvi veya süfli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/berzah/" berzahların /a birine gönderilmesidir. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz. Ölümün bu türü Hz. Peygamber'in Kim ölmüşse kıyâmeti kopmuş olur (Deylemi, I, 285; Aclüni, Il, 386) hadisiyle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a buyurdukları küçük kıyâmettir. İkincisi, irâdi bir ölümle kuds âleminde ebedi kalb hayatına döndürülmektir. Nitekim şöyle denilmiştir: İrâdenle öl ki, tabii olarak yaşayasın. Ölümün bu türü Ölü iken dirilttiğimiz ve insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse... âyetiyle işâret buyrulan orta kıyâmettir
Üçüncüsü, Allah'ta fâni olduktan sonra Hakk ile bâki olurken, hakiki hayata döndürülmektir. Bu büyük kıyâmettir. Nitekim ayette şöyle buyrulmuştur: Büyük kıyâmet geldiğinde... Nâziât, 79/34) (Kâşânî, 146
