Kuds nedir? sorusunun cevâbı temizliktir. Kuds zâti ve arazi (cevhere değil, araza bağlı, arazla ilgili) olmak üzere ikiye ayrılır. Zâti kuds, meselâ Kuddüs isminin vermiş olduğu ilâhi hazretin takdisinin, kendi Zât'ından te'sir kabül etmesinden münezzeh olmasıdır. Zira te'sir kabül etmek, kabül edende tegayyürü (varlığının özünde gerçekleşen değişikliği, başkalaşmayı) gerektirir. Tegayyür, bir mahal veya mekânda bir aynın bir başka aynla yok olmasından ibâret olsa da, mahal veya mekân tegayyürle vasıflanır. Bunun mânâsı şudur: Meselâ mahal sarıyken yeşil oldu, ya da sâkinken harekete geçti. Böylelikle mahal değişmiş oldu, yani tegayyürü kabül etmiş oldu
Kuds ve Kuddüs topyekün tegayyürü kabül etmez. Arazi (araza bağlı, geçici) kuds ise gayrısını, yani zıddını kabül eder. İnsanlar ancak arazi kudste birbirlerinden farklı olabilirler. Riyâzetlerle nefsleri -bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâkı /a güzelleştirmektir-, mücâhedelerle huyu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mukasefe-ve/" mükâşefe ve /a mütâlaalarla aklı, emir ve meşrü yasaklarla âzâları takdis etmek bunlardandır. Bu kudsün tersi, ona zıt gelen ve aynı anda, aynı yerde bir arada bulunamayacağı şeylerdir. (Fütühât, II, 107
Kur'ân ( Ol ,5 ) Kur'ân, bütün sıfatların a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a kaybolduğu zâttan ibârettir. Hakk Teâlâ onu, Peygamber'i Hz. Muhammed'e kâinâttaki müşâhedesinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyet /a olması için indirmiştir. Bu ahadiyyet ile isimlendirilmiş olan tecelligâhtır
a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kurb-bu-d/" kurb-bu'd /a Bu inzalin mânâsı şudur: Yüce ahadiyyet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a en yüksek derecesi ile Hz. Peygamber'in bedeninde kemâliyle zuhüra gelmiş ve nüzül ve urücu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâl /a olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a zirvesinden nâzil olmuştur. Ancak Hz. Peygamber'in bedeni tüm ilâhi hakikatlerle tahakkuk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a , tıpkı hüviyeti ile ahadiyyetin, zâtı ile de ayn-ı zâtın tecelli yeri olduğu gibi, bedeniyle de Vâhid isimlerinin tecelli ettiği yer oldu. Bu yüzden Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Kur'ân, bana bütün olarak bir defada indirildi. Hz. Peygamber'in bu sözü, Kur'ân'ın bütünüyle indirilişinin zâti, külli ve cismâni olarak tahakkuk ettiğini açıklar. Kur'ân-ı Kerim'le a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a edilen mânâ budur. (İnsân, I, 66
