âleminde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a karşısında eşit seviyede incelikle birleştirir. Nefslerin hakikatlerinin arasını eşitler, te'sisin mârifetlerini izhar eder. Rühları en güzel nürlarla giydirir. Bâtıl ve sahte olan yok olur. Böylece Allah'ı ve (O'na ait) hükümleri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bilenler/" bilenler /a , kayda geçmiş veya geçmemiş olan zor meseleleri çözerler. Kapalı husüsları açıklar, müşkilleri şerh eder. Sanatkârların kalbine sanat yollarını açar, isimlerdeki nağme mahallerini güzelleştirir. Âriflerin kalblerine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/var/" envâr /a mârifet nehirleri akar, âlimlerin nefslerinde ilim pınarları fışkırır. Muhakkik olan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmet /a sâhiblerinin kalblerinde hikmet ve sırların sırları yücelir
Gaybi tenezzülât ardı ardına gelir, sidre-i intihâât (sonsuzluk ağacının) dallarının en ucunda Rahmâni sırlar yükselir. Mürebbi (terbiye etme yetkisi olan) şeyhler sayesinde dertler ve çarelerinin kapıları açılır, nefsâni hevâların isyânkâr olan ve olmayan şekillerinin itidâlde (dengede) tutulmasına dâir mârifet (bilgi ve farkındalık) verilir. (Böylelikle) mücâhede ehli üzerinde mücâhedelerinin neticeleri görünür hâle gelir. (Letâ'if, 117
Bu (sırlara muttali olduktan sonra kâinâta inişim) şöyle oldu: Allah bir an içinde sırlar âlemiyle nürlar âlemini aynı seviyeye getirdi. Böylece özleyenin sıkıntısı dindi, özlem ateşi söndü, kalblerde âni değişiklikler ârız oldu, mârifetler azaldı, tenezzülât durdu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a edilen makamlar örtülüverdi, illet ve şifalarla ilgili bilgilerin kaynağı kesildi, önceden gelen sırlar kayboldu. (Letâ'if, 120
Bil ki, Hakk Teâlâ Hazretleri, dilediği kuluna hikmetlerini vermek süretiyle kuvvetlendirmek istediğinde, o kula kendisini ve sıfatlarını vasfetme nürlarını a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a eder, böylelikle de kaderler tenezzül eder. İşte o zaman, nürlar o kulun önüne geçer ve kul nefsiyle değil, Rabb'iyle beraber olur. Böyle olunca kul, sıkıntılarına karşı güçlü, nefsin isteklerine karşı da dayanıklı olur. Çünkü, Allah onlara, kadere boyun eğmeye ve sürekli nür akışına dayanmaya karşı yardım etmektedir
İster Allah onlara, açıklama kapısını açacak olan hükümleri sırtlama husüsunda yardım etti de, istersen İhsân vâridleri olan belâları taşımalarına yardım etti.
İster güzel tercihlerine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahid/" şâhid /a olarak, kaderi kabüllenme konusunda kendilerine kuvvet verdi dersin, istersen Hükmünün varlığı karşısında, O'nun ilminin varlığını bildikleri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a onları sabırla güçlendirdi.
O'nun görüleceğini bilerek başlarına gelen kaderle denendiler yada Fiillerinin zuhüru karşısında, Cemâl'inin varlığıyla kendilerini sabırlı kılmıştır da diyebilirsin
Onların kadere sabrı, sabrın rızâya götürdüğünü bilmelerindendir veya Onların kaderlere sabrı, perde ve engellerin açılmasıdır da diyebilirsin
Dilersen Teklifin zorluklarına karşı yegâne kuvvetleri, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tasrif/" tasrif /a lilâhi tasarruf) sırlarının kendilerine vârid olmasıdır , dilersen Onların kaderlerine sabretmeleri, yine onların o kaderlerde Allah'ın lütuf ve ihsânının olduğunu bilmelerindendir de
Bu on sebeb, kulun sabretmesini, efendisinin hükümlerine karşı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sebat/" sebât /a göstermesini ve hükümlerin gelişi esnâsında güçlü olmasını gerekli kılar. Bütün bunları kendi ihsânı olarak veren O'dur. Inâyet ehline bunu lütfeden de O'dur
Envâr (nürlar, ışıklar) bir kula geldiği zaman, kurb-i Hakk kendisine keşf olur. Bu gibi hükümler sadece Allah'tan gelir. Kul da bunun efendisinden kendisine bir teselli ve sabretmesi için bir sebeb olduğunu bilir. (Tenvir, 4
ey sırları açan
tecelli ettiren
merhamet et ey şânı yüce
kurtar bizi ağyardan
düşüncem ateş gibi
gözleri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dehset/" dehşetle /a büyüten nürla
(Ayrıca bk. a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nur-zulmet/" nür-zulmet /a
