Vird, kula gece veya gündüz tekrar tekrar gelen ve onu Allah'a yakınlığa sevk eden bir vaktin adıdır. O vakitte kula, âhirette karşısına çıkacak istenilen bir şey vârid olunur
Kurbet (yakınlık) iki mânâda kullanılan bir isimdir. Bu da ya üzerine farz olan bir emir ya da mendüb olan bir fazilettir. Bunu gece veya gündüz yapar ve ona devam ederse bu, ertesi gün de edâ edilecek bir virddir. Virdlerin en kolayı dört rekât namaz kılmak, uzun sürelerden birini okumak yahut bir iyilik ya da takva üzerinde yardımlaşmaktır. (Küt, I, 81
Kurbet ilâhi bir sıfattır. Sâhibinin adalet ve üstün vasıflarına Hakk şâhidlik a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a ve bazı Peygamberler ona ihtiyaç duydukları a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , peygamberlerin de husüsi te'sirlerini inkâr ettikleri meçhul bir makamdır. Bu, Müsâ 5 ile birlikte olan Hızır'ın makamıdır. Bu makam, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayret /a (kıskançlık) sultanını a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayrete /a düşürdü. Böylece Musa 5 (ve onun makamında olanlar) bunu Allah için inkâr ettiler. Müsâ se, sâlih kul (olan Hızır) onu her meselede uyardığı hâlde defalarca inkâr etti. Gayret a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sultani/" sultanı /a (Hz. Müsâ s5) ona itirâzlarla yüz çevirdi. Zira onun (Hz. Musa'nın 1) şeriati olan şey, diğerinin (Hızır'ın) zevki idi. Bu yüzden de kendisinden başkasında gördüğü şey, sağlam bir bilgi de olsa ona yabancı geldi
Ancak zevk daha galib ve hâl daha muhkemdir. Bu sebeble Hz. Peygamber'e şöyle denilmiştir: Rabb'im ilmimi arttır de. Tâhâ, 20/114). Rabb'im hâlimi arttır de" denilmemiştir. Çünkü Allah hâlini artırsa idi, inkârı da artacaktı. Oysa ilmini arttırdıkça peçesi kaldırılan, ardındaki perdeyi ve tülü açan yönlerde izah, keşf, genişlik, ferahlık ve nezâhati arttı; darlık ve zorluk ortadan kalktı, noksanlıkta a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâl /a müşâhede edilmiş oldu. (Fütühât, II, 257
Kurbet yedi rükün üzerine binâ edilmiştir. Bu yedi rükün şunlardır: İslâm, imân, salah, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a , şehâhet, sıddikiyyet ve yedinci rükün olarak da velâyet-i kübrâ. Velâyet-i kübrânın dört hazret makamı vardır. Birinci hazret makamı, girenin emin olduğu Makam-ı İbrâhim olan hullet makamıdır
İkinci hazret makamı, hubb (sevgi) makamıdır. O makamda Hz. Peygamber için Habibullah ( Allah'ın sevgilisi) adını taşıyan bir elbise ortaya çıkmıştır
Üçüncü hazret makamı, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hitam/" hitâm /a makamıdır. Orası hamd sancağının yükseldiği Makam-ı Muhammedi 'dir
Dördüncü hazret makamı, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyet /a makamıdır. O makamda Allah, kuluna kul adı vermiş ve şöyle buyurmuştur: Kulunu gecenin bir vaktinde yürüten Rabb'in şânı ne kadar yücedir. İsrâ, 17/1) Hz. Peygamber o makamda peygamber olmuş ve âlemlere rahmet olması için mahlükata gönderilmiştir. (İnsân, II, 85
Kurbet makamı vesiledir. Bu şöyle olur: O makama erişen kimse, kalbler için ilâhi hakikatlerle tahakkuk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tirme/" ettirme /a yoluyla sükün bulmasına bir vesile olur. Bunun aslı da şudur: Aslında kalbler ilâhi hakikatlerden yaratılmış ise de onlardan uzak kalmıştır. Onu başkasında müşâhede etmeyince bir şey kabül etmez. Başkası o a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatler /a için ona bir ayna gibi olur. O şeyde kendi nefsini görür ve onu kendisi için kabül eder ve şeyin kullandığı gibi asıl hükmüyle onu kullanır
Hakk ismi öncelikle rühların ilâhi vasıflarla sükün bulmasına vesiledir. Kurbet makamına erişen velinin kalbi de, ilâhi izlerin zuhüru için, cisimleri ilâhi hakikatlerle tahakkuk ettirmeye ve sükün bulmaya bir vesiledir. Bir veli için ilâhi hakikatleri bedeninde tahakkuk ettirmesi, ancak kurbet makamı ehlinden olan bir velinin tahakkuk keyfiyetini müşâhede ettikten sonra olur. O veli, tahakkuk derecesine ulaşmasında onun vesilesi olur. Bütün peygamberler ve velilerin vesilesi Hz. Peygamber efendimizdir. Şu hâlde vestle kurbet makamının ta kendisidir. (İnsân, Il, 96
kutb/aktâb (kutb- a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/i-ekber/" i ekber /a ; kutb-i gavs; kutb-i zaman; kutbiyyet-i kübrâ; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a -i vakt ve hâl; sâhib-i zaman
Müslümanların imaını (devlet başkanı) âdil ise zamanının kutbudur. (Fetlı, 155
İsâ, İlyâs, İdris ve Hızır'dan oluşan dört kişinin biri kutubdur. Kutub, din sarayının rükünlerinden biridir. O, hacer-i esvedin rüknüdür. Bunlardan ikisi imamdır. Dördüne birden evtâd denir. Allah, birincisiyle imânı, ikincisiyle velâyeti, üçüncüsüyle nübüvveti, dördüncüsüyle risâleti, dördüyle birden de hanif dinini muhâfaza eder. Bunlardan biri olan kutub asla ölmez, yani yok olmaz. Bu bekleyenlere aynını açıkladığımız mârifet, ancak bizim tarikimizden ümenâya mahsüstur. Bu dört kişiden her birinin, vücüdları (var oluşları) yanında, kalbleri
