Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

lar ise (Tasavvuf Sözlüğü)

yüz çevirmekte ve sırtlarını dönmektedirler. Salât ve selâm üzerle1190 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/velayet-nubuvvet-risalet/" velâyet-nübüvvet-risâlet /a rine olsun peygamberler, bütün mevcüdâttan daha üstündürler. En …

yüz çevirmekte ve sırtlarını dönmektedirler. Salât ve selâm üzerle1190 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/velayet-nubuvvet-risalet/" velâyet-nübüvvet-risâlet /a

rine olsun peygamberler, bütün mevcüdâttan daha üstündürler. En üstün devletler onlara mahsüstur. Velâyet nübüvvetin bir parçası olup, nübüvvete dâhildir. Nübüvvet her bakımdan velâyeti içine alır

Nübüvvetin velâyetten üstün olduğu husüsunda hiçbir şübhe yoktur. Bu husüsta peygamberin velâyetiyle, başkasının velâyeti arasında hiçbir fark yoktur. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , sahv hâli sekr a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a daha çok tercihe şâyândır. Sekr, sahvın muhtevâsına dâhildir. Bunun gibi, velâyet de nübüvvet içinde yer alır. Sahv hâli, avâma ait olan sekr hâlinden hâlidir. Dolayısıyla burada söz konusu olan sekrin dışında kalır ve bu sebeble bunun üzerinde durulmasının bir mânâsı da yoktur. Sekri içine alan sahv, elbette ki sekrden daha üstündür

Şu hâlde, kaynağı nübüvvet olan şer'i ilimlerin tamamı, sahvın kemâlinden neş'et etmiştir. Dolayısıyla şeriata muhâlif olan şey sekr hâlinden gelir. Sekr a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a mâzürdur ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/taklid/" taklid /a edilmeye müstehak değildir (kendisine uyulmaz). Asıl dört elle sarılmayı gerektiren, sekr hâlinin ilimleri değil, sahv makamlarını ilimleridir. (Mektübât, 1, 101

Tevhid-i vücüdi'yi ilk olarak açıkça ortaya koyan Muhyiddin Arabi'dir. Daha önce gelen meşâyıhın ibârelerini, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhidi /a anlatıp a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ittihad/" ittihâddan /a haber vermiş olsalar bile, bunları tevhid-i şuhüdiye haml etmek mümkündür. Hakk'dan başka hiçbir şey görülmediği için bazıları (şatahât cümlesinden olmak üzere) Mâ fi cübbeti sivallah (Cübbemin içide Allah'tan başka hiçbir şey yoktur) , bazıları Sübhâni mâ