yüz çevirmekte ve sırtlarını dönmektedirler. Salât ve selâm üzerlerine olsun peygamberler, bütün mevcüdâttan daha üstündürler. En üstün devletler onlara mahsüstur. Velâyet nübüvvetin bir parçası olup, nübüvvete dâhildir. Nübüvvet her bakımdan velâyeti içine alır
Nübüvvetin velâyetten üstün olduğu husüsunda hiçbir şübhe yoktur. Bu husüsta peygamberin velâyetiyle, başkasının velâyeti arasında hiçbir fark yoktur. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , sahv hâli sekr a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a daha çok tercihe şâyândır. Sekr, sahvın muhtevâsına dâhildir. Bunun gibi, velâyet de nübüvvet içinde yer alır. Sahv hâli, avâma ait olan sekr hâlinden hâlidir. Dolayısıyla burada söz konusu olan sekrin dışında kalır ve sekr-sahv
bu sebeble bunun üzerinde durulmasının bir mânâsı da yoktur. Sekri içine alan sahv, elbette ki sekrden daha üstündür
Şu hâlde, kaynağı nübüvvet olan şer'i ilimlerin tamamı, sahvın kemâlinden neş'et etmiştir. Dolayısıyla şeriata muhâlif olan şey sekr hâlinden gelir. Sekr a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a mâzürdur ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/taklid/" taklid /a edilmeye müstehak değildir (kendisine uyulmaz). Asıl dört elle sarılmayı gerektiren, sekr hâlinin ilimleri değil, sahv makamlarını ilimleridir. (Mektübât, I, 101
Fenâ an mâsivâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/masivadan/" mâsivâdan /a fenâ bulmak), çoğu süfinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a fenâdır. Bunun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a , Allah'tan başkasını müşâhede ve hissetmekten fenâ bulmaktır. Bu da bir kişinin müşâhede ettiği şeyden gaybet hâlirıde olması, bu gaybetin de müşâhede ettiği şeyden ve kendisinden gaybet olmasıdır. Çünkü o, mâbüduyla O'na ibâdetten, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mezkuruyle/" mezkürüyle /a (zikrettiği Allah ile) zikrinden, mevcüduyla varlığından
