Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ların (Tasavvuf Sözlüğü)

yaklaştırılmasıdır İmam Ebü Bekr Fürek der ki: İstikamet kelimesindeki sin harfi taleb' mânâsınadır Yani (Süfiler), Hakk Sübhânehü ve Teâlâ'dan, kendilerini a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhidleri /a üzere …

yaklaştırılmasıdır

İmam Ebü Bekr Fürek der ki: İstikamet kelimesindeki sin harfi taleb' mânâsınadır Yani (Süfiler), Hakk Sübhânehü ve Teâlâ'dan, kendilerini a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhidleri /a üzere bulundurmasını, sonra ahidlerinde devamlı kılmasını ve ilâhi sınırları aşmamalarını taleb ettiler demektir

İmam Ebu'l-Kâsım Kuşeyri şöyle demiştir: İstikamet, kendisiyle her şeyin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâl /a bulup tamamlandığı bir derecedir. Tüm hayırların elde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a ve nizamı onunla mümkün olur. Kim hâlinde müstakim olmazsa, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayreti /a zayi olur, çabası boşa gider... Bidâyet ehline (yolun başlangıcında olanlara) ait istikametin alâmetleri, amellerinde bir bezginlik olmamasıdır. Vesait ehline (başlangıç aşamasını geçmiş, yolun ortalarına gelmiş olanlara) ait istikametin alâmetleri, makamlarında duraklama bulunmamasıdır. Nihâyet ehlinin istikamet alâmetleri ise, (Cenab-ı Hakk'a) vuslat ile aralarına hiçbir perdenin girememesidir

Süfilerden biri ise şöyle demiştir: İstikamet sâhibi bir kimse, kerâmet meraklısı olmamalıdır. Çünkü nefs durmadan kerâmet gösterme arzusunu kamçılar. Hâlbuki Rabb'in senden kerâmet göstermeni değil, istikamet üzere olmanı beklemektedir

Yine şöyle denilmiştir: Büyüklerden başkası istikamete güç yetiremez.' (Nebhâni, II, 86

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/istikamet-i-tarik/" istikâmet-i tarik /a