bulunması aynı seviyededir. Şeriata tâbi ise aldırmaz. Çünkü o, Allah'a giden meşrü yoldur. Allah onu sadece saadet hükmüyle kendine ulaşılsın diye teşri etmiştir. Aynı zamanda bu vaziyette, her hâl ve vakitte arzuladığı şeyin olması da şart değildir. Kişinin, bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvetin /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a meydana geldiği hâli ve onu iktizâ eden (gerektiren) vakti bilmesi gerekir
Bu şehvets-i ârızi, tâat amelleriyle alâkalıdır. Bir yer görüp de onun tabiatını beğenen, orada namaz kılmak isteyen veya bir faziletten dolayı, o vakitte onu bir başkasına öğreten kişi gibi bir hâli gerekli kılar. Şübhesiz bu vaziyet, Allah'la birlikte olan hâli üzerinde kötü bir te'sir bırakır. Bu tür lezzet almanın ölçüsü, ilâhi bir üşâhedeyle değil, amelledir. Bu, gizli bir tuzaktır. (Fütühât, II, 187
Şehvet, nefsin, arzu duyulan şeyin yükselmesiyle yükselen, düşmesiyle düşen bir âletidir. Şehvet kendisinden lezzet almanın münâsib olduğu şeyden lezzet alma irâdesidir. Lezzet, rühâni ve tabii olarak ikiye ayrılır. Cüz'i nefs, tabiattan doğar. Yabiat nefsin anası, rüh-ı ilâhi ise babasıdır. Rühâni şehvet, asıl itibâriyle tabiattan kurtulamaz. Onunla lezzetlenen kimse bâki olur. Ondan ancak münâsib bir şekilde lezzet alınır
Bizimle Hakk arasında süretten başka münâsebet yoktur. İnsanın kemâliyle lezzet alması, en kuvvetli lezzet almadır. Kişinin kendi süretinde olan kimselerle lezzet alması da en kuvvetli lezzettir. Bunun delili şudur: İnsan bütünüyle lezzet içinde hareket etmez. Bütünüyle bir şeyi müşâhede a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a fâni olmaz. Mehabbet ve aşkı, sadece bir kadına veya erkeğe âşık olduğunda rühâniyetinin tabiatında akıp gider. Bunun sebebi, bütünüyle ona mukabil olmasıdır (karşılık gelmesidir). Çünkü o kendi süretindedir
Âlemdeki her şey O'ndan bir cüz'dür (parçadır). Sadece bu münâsib cüz O'na mukabil olabilir. Bundan dolayı, ancak kendisi süretinde bir şeye âşık olduğunda fâni olur. İlâhi tecelli, Âdem'in, üzerinde yaratıldığı süretin kendisine vâki olduğunda, mânâ mânâya mutabık olur ve bütünüyle lezzet alabilmek mümkün olur. Şehvet insanın zâhiri ve bâtıni tüm cüzlerinde dolaşır. İşte bu, vâris olan âriflerin aradığı şehvettir. (Fütühât, II, 189
Mâder-i büttür büt-i nefs hevâ
Lik o büt mâr oldu bu büt ejdehâ
Ahen seng oldu nefs büt şirâr
Ab içinde o şirâr eyler karar
şehvet Seng âhen âbdan olmaz pesin
Bu ikiden âdem olsun mu emin
Seng âhende nihândır çünki nâr
Âb içün ol nâre yok te'sir-i kâr
Âteşi sü söndürür bi-ihtiyâr
Seng âhenden ne mümkin mahv-ı nâr
(Mesnetii, I, 32
Büt siyeh sü küzede itmiş kümün
Çeşme ol âb- siyâha nefs-i dün
Ol tirâşide sanem seyl-i siyâh
Büt-tırâşın nefsi ayn-i âb-ı râh
Büt derün-i küzede âb-ı siyeh
Nefs-i şümun çeşme sâr-ı âb-ı reh
Yüz sebüyı kesr ider bir pâre taş
Virmez âb-ı çeşmeye amma telaş
Büt şikest olmak bakılsa sehldir
Sehl görmek nefsi gayet cehldir
İster isen süret-i nefsi eger
Düzenin bâbı yididir kıl nazar
Her nefes bir mekr her mekrinde hem
Oldu yüz fir'avn fir'avni be hem
Hâlıkı Müsâ ve Müsâ'dır penâh
İtme Fir'avn ile imânın tebâh
Din-i Ahmed'de olup ahd-i Ahad
Ola gör vâreste-i Bü cehl-i bed
Bütün putların anası, sizin nefsinizin putudur. Hâriçte görülen putlar, birer yılandır, hâlbuki nefs putu bir ejderhâdır
Nefs, çakmak taşı ile demirdir. Put ise, çakmak taşından sıçrayan kıvılcımdır. O kıvılcım su ile söner. (Mesnevî , I, 49
Kıvılcım söner ama, çakmak taşı ile demir su ile söndürülebilir mi? İnsanoğlu bu ikisi kendisiyle beraber oldukça nasıl emin olabilir?
Çakmak taşı ile demirin ateşi, kendi içlerinde gizlenmiştir. Onların içlerine su girmez ki ateşi söndürsün
Su, ancak dışarıda bulunan ateşi söndürür. O, taşın ve demirin içine nasıl girer?
Nefsin ve şehvetin sembolü olan çakmak taşı ile demirden, küfrün ve bütün kötülüklerin kıvılcımları sıçrar. Dumanları yükselir
Kaptaki, küpteki su bitse de, nefs çeşmesinin suyu tazedir, kesilmeden akar durur
Put, testide gizli duran kara sudur. Sen nefsi, bu gizli kara suyun kaynağını bil
O yontulmuş put, çamurlu, kirli kara bir sele benzer. Put yontan nefs ise ana yoldaki çeşmedir
Bir taş parçası yüz testiyi kırar. Fakat çeşmenin suyu durup dinlenmeden akar. Put kırmak kolaydır, hem de pek kolay, fakat nefs putunu kırmayı kolay sanmak bilgisizliktir, bilgisizlik
Nefsin, her anda bir hilesi vardır ki, onun her hilesi ile isyân denizinde yüzlerce Firavun ile Firavun'a uyanlar batmadadır
Sen, kurtulmak istiyorsan, Müsâ'nın Rabb'ine ve Müsâ'ya sığın. Benliğe kapılıp firavunluk ederek imânını kaybetme
Ey kardeş, Sen Allah'ın emrine ve aziz Peygamberimizin sünnetine uy da, ten Ebü Cehl'inden ve nefsâni isteklerden kurtul... (Mesnevî , I, 50
Bâdezân bil nâr şehvet nârıdır
Her günâhın aslıdır serdârıdır
Nâr-ı süret âb ile efsürdedir
Nâr-ı şehvet düzehe reh-bürdedir
Nâr- şehvet su ile bulmaz sükün
Düzeh-i-tab' oldu ol bed-kâr-ı dün
Çâre nâr-ı şehvete a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/var/" envâr /a -ı din
Nür kim itfâ-yı nâri'l-müşrikin
Nür-i Hakk'dır bil bu nâra çâre-ger
Nâr-ı İbrâhim'i fikr eyle yeter
Âteş-i Nemrüd-ı nefsinden sana
Tâat-ı Hakk iledir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a rehâ
Nâr-ı şehvet nâkıs olmaz sarf ile
Ân-ı teskin oldu habs-ı zarf ile
İştiğline a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/terakki/" terakkidir /a sebeb
Âteşi söndürmez olsa yüz hatab
şehvet Âteş-i bi-hime oldu müntafi
Bil ki takvâdan olur şehvet hafi
Bulmaz ateşten tagayyür rüy-i hüb
Surh ider rühsâr-ı takvâ-yı kulüb
(Mesnevtı, I, 144
Bâd-ı hışm u bâd-ı şehvet bâd-ı âz
Bi-niyâz u bi-nemâza rahne-sâz
Hakk yanında bende-i şehvet hemin
Ehl-i rıkdan oldu dün u vâpesin
Hâceden bu bir söz ile hürr olur
Ol ise helvâ iken âhir mürr olur
Bende-i şehvet içün yokdur halâs
Ola Mevlâ'dan meger a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a -ı hâs
Düşdüler bir çâha ka'r u gavrı yok
Kimsenin ol kâra cebr cevri yok
Kendisin bir çâha atmıştır ki ben
Hiç ana bulmam mümnüâsib bir resen
(Mesnetii, , 148
Bütün bunlardan sonra şunu da aklında iyi tut ki bu ateş şehvet ateşidir. Suçun, günâhın, kabahatin aslı ve sebebi odur. Dışarıdaki ateş su ile söner; fakat, içerdeki şehvet ateşi insanı cehenneme kadar götürür
Şehvet ateşi su ile sönmez; çünkü kıvrandırmak, azab etmek bakımından onda cehennem huyu vardır
Şehvet ateşinin çaresi nedir? Din nürudur. Nasıl ki cehennem a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'mine /a ; Ey mü'min çabuk geç, senin nürun benim ateşimi söndürüyor diyecektir
Bu ateşi ne söndürür? Allah'ın nüru. Nemrüd ateşini söndüren Hz. İbrâhim'in nürunu kendine üstâd edin de
Nemrüd'a benzeyen nefsinin ateşinden, şu öd ağacı gibi olan bedenin kurtulsun
Şehvet ateşi eksilip bitmez. Ona dilediğini vermemekle eksilir
Bir ateşe odun attıkça, o ateş hiç söner mi? Hiç odunu yakmaz olur mu?
Fakat odun atmazsan ateş söner. Allah'tan korkmak, çekinmek şehvet ateşine su serper
Kalblerdeki Allah korkusundan pembeleşerek güzelleşmiş olan yüzü ateş nasıl karartır?
Namaz ehli olmayan, gönül namazı kılmayanı öfke rüzgârı, şehvet rüzgârı, tama' rüzgârı kapıp götürür
Şehvete kul olan, köle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimse /a Allah'ın indinde kölelerden, çalınıp satılan esirlerden daha değersizdir. Çünkü harb esiri yahut satın alınmış bir köle, efendisinin bir sözü ile kölelikten çıkar, hür olur. Hâlbuki şehvet esiri olan kişi tatlı yaşar, fakat çok acılar çekerek ölür
Şehvete kul olan kişi, Allah'ın lütfundan, Allah'ın husüsi nimetine erişmekten başka bir şeyle (bu) kulluktan kurtulamaz
Şehvet öyle bir kuyudur ki, oraya düşenler dibini bulamazlar; fakat bu düşüş cebir ve zulüm değil; onun günâhı, onun nefsine uyması a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yuzunden/" yüzündendir /a
O, kendisini öyle derin bir kuyuya atmıştır ki, ben o kuyunun dibine ulaşacak ipi bulamam. (Mesnevî), I, 238
İrâde, aklın ve nefsin her türlü talebiyle alâkalıdır. Bu, istenen ya da istenmeyen bir şey olabilir. Şehvet ise, nefsin elde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a husüsi bir zevk duyduğu şeylerle alâkalıdır. Şehvetin mahalli hayvâni nefs, irâdenin mahalli ise nefs-i nâtıkadır. (Esfâr, 329
