bekçilik yapan herkese göre ise mükerremdir. (Kavânin, 41
Ârif, yaşarken hâli artar, öldükten sonra insanlar nezdinde meşhur olur. (Kavânin, 42
Ârif, şükrettiğinde Meşkür'a (kendisine şükrettiği Rabb'ine) aczini itiraf eder. Ondan başkası ise aksine gurur sıfatıyla hareket eder
Ârif, irâde bakımından Fe'âlün limâ yürid'dir (dilediğini yapmakta serbesttir). Nefsine karşı sürekli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddetle /a mukabele etmez. Güzel tedbir ister, kötü takdirden de korkar
Ârifin vasıflarını işitir, ona özlem duyarsın. Onu gördüğünde ona a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hurmet/" hürmet /a gösterir, tâzim eder, boyun bükersin. Onun apaçık müşâhesini gördüğünde ise, makamının yüksekliği ve şânının yüceliği sebebiyle (ârif hakkında sayılan) bütün sıfatları az bulursun. (Kavânin, 43
Arif, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmetin /a hakikatlerini ayırabilen kimsedir. O, karanlıktaki nürun sevincini görür. Bu nürunun kendisine hâkim olmasından ve O'nun (Hakk'ın), üzerindeki zuhürunun büyüklüğünden dolayıdır. Cehennem onu tezkiye etmez. Çünkü bedenine nürların kuvveti hâkim olmuştur. Bilakis cehennem Ey a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'min /a , çabuk ol (hemen geç git); senin nürun benim ateşimi söndürdü. der. Perdeleri kaldıracak güce
