gelen yanılgıların şeklini ve âlemde ilâhi sırrın yürüme tarzını bilir
Keşflerden biri de tasvir, his ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a âleminin ona gösterilmesidir. Böylelikle varlıktaki her şey ona açılır
Keşflerden biri de kutubluk mertebelerinin ve âlemlerinin ve ondan önce gördüğü her şeyin ona gösterilmesidir. O lisan âleminden olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a ona rumüz, icmâl ve hibe âlemi verilir
Keşflerden biri de izzet âleminin ona gösterilmesidir. Böylelikle Hz. Peygamber aracılığı iletüm selim yolları ve Allah tarafından indirilmiş doğru şeriatleri en doğru şekliyle bilir, Allah'ın sözünü, kul sözünden -Allah onlardan hikaye yoluyla anlatsa dahi- ayırır ve zayıf olduğu söylenilen hadisleri keşf yoluyla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/te-yid/" te'yid /a eder. Yine ilâhi hazretteki tüm makam ve mertebeleri bilir ve tümünü saygı ve tâzimle karşılar
Keşflerden biri de sırlardaki inceliklerin ona gösterilmesidir
Keşflerden biri de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayret /a , kusur, âcizlik âleminin ve yalnızca yüksek cennetlerden olan amellerin hazinelerinin ona gösterilmesidir
Keşflerden biri de dar bir yolda durarak tüm cennetlerin ve o cennetlerde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olanlarin/" olanların /a mertebelerinin, cehennemin, cehennem derekelerinin (aşağı doğru olan katlarının) ve cehennemde olanların mertebelerinin ona gösterilmesidir. Orada hem keşf hem de yakin yoluyla cennete ve cehenneme götüren amelleri bilir. (Envâr, TI, 108
Keşflerden biri de mehabbetullah ehlinin (Allah'ı sevenlerin) rühlarının ona gösterilmesidir. Onları, üzerlerinde korkunun sultası galib olmuş, şaşkın ve sarhoş bir vaziyette görür
Keşflerden biri de içinde kendinden başka hiç kimsenin görünmediği bir nürun ona gösterilmesidir. O nürda onu bir vecd ve coşkunluk sarar, kandilin sallandığı gibi sallanır ve nefsinde kadrini takdir edemediği bir lezzet bulur
Keşflerden biri de insan süretlerine benzer süretlerin, inen ve kalkan perdelekeşf-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rar/" esrâr /a li'l-müridin rin ve beyaz örtülerin ona gösterilmesidir. Onların akıllara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dehset/" dehşet /a veren tesbihleri vardır. Ancak onların süretlerini gördüğünde aklını kaybetmez
Keşflerden biri de rahmani sırların ona gösterilmesidir. Böylelikle işinin âkıbetini ve isimler hazretindeki mertebesini bilir
Keşflerden biri de Kitâb ve Sünnet'ten içtihadda bulunan âlimlerin tüm hâllerinde tartışma konusu olan yerleri bilmesidir. Sâdık fakirlerin divânından kendini uzak tutarak halvetten çıkar. a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halvet/" Halvetten /a kendini akranlarından daha hayırlı olduğunu görerek çıkan kimse tarikat ehlinin ittifâkıyla menfurdur (böyle bir kişi, nefreti hak etmiştir). Çünkü o vakit Hz. Âdem'in Allah'ın huzürundan çıktığı karışıklık vaktidir
Keşflerden biri de Allah'ın ona havada ve suyun üstünde yürüme kabiliyetini vermesi ve Allah'ın izniyle kâinâtta himmetiyle tasarrufta bulunması ve yerin onun için dürülmesidir (uzun mesafelerin kısaltılmasıdır). O makamda ona aklından geçmeyen bir hilat giydirilir. İşte bu halvetin semeresidir. Âlemlerin Rabb'i Allah'a hamdolsun. (Envâr, II, 109
Şeyh Muhyiddin Arabi'nints ibâreleri de icâba nâzırdır (Allah'tan başka vâcib varlıklar kabül etme ya da O'nun, âlemin kendisinden feyiz yoluyla sâdır olmasına mecbür olduğu görüşüne meyl etmektedir). Kudret mânâsında felsefecilerle muvâfık düşmektedir. Şu bakımdan (böyledir): O, Kadir-i Mutlak için, bir şeyi terk etmenin mümkün olmasını doğru bulmaz. Aksine O'nun fiili yönünün lüzümuna inanır. Acâibdir ki Şeyh Hazretleri keşfi nazarda makbül şahsiyetler arasında görülmektedir, ancak kendisinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a ehlinin görüşlerine aykırı olan pek çok ilmi de mevcüddur. Kendisinden pek çok hatalı ve isâbetsiz görüş zuhür etmiştir. Fakat belki de keşfi hatasında mâzürdur. İctihâddaki hatada olduğu gibi, keşfi hatadan dolayı kendisinden kınanma kalkmıştır
Şeyh hakkında fakire has olan bu itikad şudur: Onun makbüllerden olduğuna itikad ediyorum, ama onun muhâlif olan ilimlerini hatalı ve zararlı görüyorum. (Mektübât, I, 265
Velilerin kullandıkları keşf a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimesi /a üç adımdır: Birincisi, onlara peygamberlerin süretleri keşfolunur. İkincisi, peygamberlerin rühları keşf olunur. Üçüncüsü, Hz. Peygamber'in rühâniyyeti keşfolunur ve o da zâti a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a nürunu onların kalbine koyar. (Rihle, 338; Nefehât, 88
(Ayrıca bk. ilhâm; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilme-l-yakin-ayne-l-yakin-hakka-l-yakin/" ilme'l-yakin-'ayne'l-yakin-hakka'l-yakin /a ; muhâdaramükâşefe-müşâhede; yakin
keşf-i esrâr li'l-müridin yiye AS ) Keşfi esrâr li'l-müridin (müridlere sırları açmak), önce müridleri eğitmek, yetiştirmek, nefslerinin saflaşması ve ahlâklarının düzeltilmesi için terbiye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a nefslerini temizlemektir. 554 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kesf-i-hayali/" keşf-i hayâli /a
Çünkü a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmet /a gelin gibidir. Kendisi için tenha bir yer ister. Yine hikmet, âhiret hazinelerindendir. Hakim kişi hikmet konusunda talebesinin terbiyesinde hikmetin sırlarını onlara açmadan önce yapması gerekeni yapmadığı takdirde edeb ve tertibe riâyet etmeden a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/melik/" melikin /a huzüruna girmek için izin isteyen, yol yordam bilmeyen bir topluluğa izin veren teşrifat memuru durumuna düşer. Teşrifatçı buna izin verirse, cezâyı kendisi hak eder. Eğer hakim talebesinin terbiyesi için gerekeni yapar da, onlar bunu kabül etmez ve yerine getirmezlerse, hakim a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/itham/" ithâmdan /a kurtulur. Bu durumda talebesi suçlu duruma düşerler. (İhvân, II, 13
