Dünyâ ehli edeb denince genellikle fesâhat, belâgat, bilgi ezberleme, yöneticileri eğlendirme, şiir ve sanatkârlık gibi şeyleri anlarlar
Din ehlinin edebi, daha çok nefsin riyâzeti, bedeni (bedeni istekleri) terbiye etmek, gönlü temizlemek, şer'i sınırları korumak, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvetleri /a terk etmek, şübheli şeylerden kaçınmak, (kendini) tâatlara hasretmek ve iyilikte yarışmaktır
Din ehlinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/havassin/" havâssının /a edeb anlayışı ise daha çok kalb temizliği, sırları gözetmek, ahidlere vefa, hâl ve vakti muhafazada güzel edeb, havâtır, vârid ve ilhâm türü uyarılara fazla itibâr etmemek, iç a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a ile dış dünyânın bir olması, kurb makamlarında, taleb ânında, huzür ve vuslat vakitlerinde edebin güzelliğidir. (Luma , 195
Sâdık fakirin (fakrı konusunda) uyması gereken üç husüs vardır: Muhtaç olduğu zaman istememek, verildiğinde geri çevirmemek, aldığı zaman da ikinci bir vakte kadar elde tutmamak (hemen elden çıkarmak yahut sadaka etmek). (Luma , 231
Süfi fakirlerin (sofra) âdâbı; yemek sırasında üzüntülü ve endişeli olmamaları, yapmacık hareketlerde bulunmamaları, iyi, temiz ve az olana, çok ve kötü olanı edeb tercih etmemeleridir. Onların yemek yemek için belli bir vakitleri olmaz. Yemek hazır olunca da, lokmaları birbiri ardına peşpeşe mideye indirmezler. Kendilerine yemek ikrâm edildiğinde geri çevirmezler. Çok ve cefâ verecek mideyi rahatsız edecek kadar fazlaj yemekten hoşlanmazlar. Çok fazla acıksalar da, her yeyişlerinde yemek âdâbını tam olarak yerine getirirler. (Luma , 243
Edeb, sırların (iç dünyâların) havâtırdan korunması, vakitlerin muhâfaza a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a , hased ve düşmanlıklardan uzaklaşmaktır
Ruveym'e edeb-i müsâfir (sefere çıkmak isteyen kimsenin uyması gereken edeb) soruldu. O da şöyle dedi: Onun gönlü nerede ise menzili orada olacağından, ayağı düşüncesini geçmez. (Lüma' , 302
Âdâb fi'n-nâs (halk içinde edeb), mürüvveti (faziletli davranmayı, insanlığı ya da kişiliği) korumaktır. Dindeki edeb, Sünnet'i korumaktır (Sünnet'e uymaya devam etmektir). Mehabbetteki edeb, saygıyı korumaktır (saygıyı gözetmek ya da saygınlığı korumaktır). Bu üç edeb birbirleriyle alâkalıdır. Çünkü mürüvveti olmayan bir kimse Sünnet'i korumaz. Sünnet'i korumayan da saygıyı gözetmez
Muâmelelerde (ve münâsebetlerde) edebin muhafazası, kalbde, taleb edilen
