kabül a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a bunlardan lezzet alırsa, şu şiirde olduğu gibi: Öyle tatlı gelir ki bana
Sen'in arzun uğrunda kınanmak
Bırak beni kınayan
Sen'i anmayı sevdiğim için kınasın beni
Düşmanlarını gibi oldum
en sevdiği hâle geldim onların
Çünkü onlardan hazzını
Sen'den olan hazzımdır
Bilerek ihânet ettik birbirimize
Ey kendisine ikrânı edenlerin hakir gördüğü kimse
(Bende karar kıldı aşk
Sen'in olduğun yerde
ne bir adını ileri atabilirim artık
ne de bir adım geri (Câmi'
(İşte o zaman kişi) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mevt-i-esved/" mevt-i esvedle /a ölmüş olur. O, fenâ fillâhtır (Allah'ta yok olma mertebesidir). Halkın fiillerinin, Sevgili'nin fiillerinde yok olduğunu görerek, eziyetlerin O'ndan olduğunu müşâhede a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a için fenâ fillâh (Allah'ta fâni) olur. Bu hâl ancak kendi nefsini ve onların nefslerini, Sevgili'de fâni olarak görmek süretiyle olur. O zaman, Mutlak Vücüd mertebesinin yardımının bir nişâ
