Lübb (öz), en büyük dağ ve en emin makamdır. Lübb, kutub gibidir, yerinden gitmez ve hareket etmez. Dinde itidâl onunladır. Bütün nürlar, çevresini sarmış bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a ona döner. Bu nürlar ancak lübbün a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/salah/" salâhı /a ve kıvamı ile tamamlanır ve gücünü ortaya koyar. Bu nürlar ancak lübbün sabit olmasıyla sabit olur ve ancak onun varlığıyla var olur. Bu lübb, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a ve tefrid nürunun madenidir. Kulun tecrid a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatı /a ve temcid (Allah'ı yüceltme) aydınlığı onunla sağlam ve geçerli olur. Bu lübb, yaklaştırılmış bir nür, ekilmiş bir ekin ve husüsiyetini yansıtan bir akıldır. Nefsin içine yerleştirilmiş olan terkib edilmiş husüsiyetler gibi değildir. En sert cisimler gibi döşenmiş bir nürdur
Akıldan ibâret olan bu lübb, tevhid arazisine ekilmiştir. Toprağı temcid denizinden lütuf suyu ile sulanmış tefrid nürudur. Öyle sulanmıştır ki damarları yakin nürlarıyla dolmuştur. Ekimini Allah Teâlâ üstlenmiş ve bunu vâsıtasız, doğ592 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/lubbu-l-lubb/" lübbü'l-lübb /a
rudan kudretiyle yapmış ve onu rızâ cennetine dikmiştir. Sonra da bu denizleri nefs hayvanı onlara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvet /a ve cehâletiyle, sapıklık çölünün yırtıcı vahşileri ya da kibir, ahmaklık, âfet gibi nefsin huylarından olan herhangi bir kurtçuk (mikrop) onlara yaklaşmasın diye sağlam surlarla korumuş, ezel, ebed ve evveliyetinde sabitlemiştir. (Beyân, 70
Lübb, ancak Mevlâ'nın itâatine yönelen, nefs ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâdan /a yüz çevirmiş olan Rahmân'ın has kulları olan imân ehli için hâsıl olur. Allah bu durumda olan imân ehline takvâ elbisesini giydirmiş, türlü belâlardan korumuş, onları ülü'l-elbâb fakıl a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibleri /a ) diye adlandırmış, hitâbıyla onları muhâtab kılmış, çeşitli kınamalarla onları kınamış ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kitabi/" kitâbının /a bir çok yerinde onları övmüştür. Nitekim Allah Teâlâ: Allah'tan korkun ey akıl sâhibleri Mâide, 5/100) buyurmuştur. (Beyan, 72
Lübb akıldır. Ancak aralarında güneş ışığıyla kandilin ışığı arasındaki fark gibi bir fark vardır. Oysa ikisi de ışıktır. Bu belli bir şeydir. Çünkü sen akıl gücü ve nüru eşit akıllı iki kişi arasan bulamazsın. Birindeki akıl, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaka /a diğerinde olmayan ve görülmeyen bir fazlalıkla üstün kılınmıştır. Allah'ın, mârifetiyle tahsis a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a , kereminin lütuflarıyla ikrâmda bulunduğu, başkalarına vermediği hayrının denizlerinden akıttığı kişi hakkında ne dersin? (Beyân, 73
Kışr (kabuk), kendisine tecelli eden şeyden dolayı muhakkikin gözünü bozulmaktan koruyan her türlü ilimdir
Lübb, maddi âleme bağlanmış olan kalblerden korunmuş ilimlerdir. (Istılâh, 539
Kışr, şeriatın tarikatı, tarikatın da hakikati koruduğu gibi ilmin özü olan bâtıni ilmi bozulmaktan koruyan zâhiri ilimlerin tümüdür. Hâlini ve tarikatıni şerlatle korumayan kimsenin hâli fesada uğrar ve tarikatı heves, hevâ ve vesveseye dönüşür. Tarikatla hakikate ulaşmayan ve (hakikati tarikatla) korumayan kimsenin hakikati fesâda uğrar, zındıklık ve ilhada dönüşür. (Kâşânî, 144; Câmi’, 93
Lübb, vehim ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a kabuklarından ayıklanmış olan nürü'l-kuds ile nürlandırılmış akıldır. (Kâşânî, 72; Câmi', 94
(Ayrıca bk. akl; kalb
