Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

lüğü (Tasavvuf Sözlüğü)

ve Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü (Ethem Cebecioğlu) başta olmak üzere, gerek terimler ve gerekse süfi müelliflerin hayatı hakkında bilgi veren bazı eserler, Faydalanılabilecek Diğer Eserler başlığı altında …

ve Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü (Ethem Cebecioğlu) başta olmak üzere, gerek terimler ve gerekse süfi müelliflerin hayatı hakkında bilgi veren bazı eserler, Faydalanılabilecek Diğer Eserler başlığı altında listelenmiştir. Ayrıca, kullanılan eserlerin Eser Adı Kısaltmaları listesinde gösterilen Türkçe tercümelerinden yararlanılması da tavsiye edilir

(Parantez içinde geçen kalın ve yatık isimler, ilgili

eserlerin bu kitapta kullanılan kısaltmalarını gösterir

Abdülkâdir Geylâni: Muhyiddin Ebü Muhammed Abdülkâdir Ebi Sâlih Müsâ Zengidost el-Geylâni; 470/1077 yılında Hazar Denizi güneybatısındaki Geylân'da doğmuştur. Hz. Hasan'ın soyundan gelmektedir. Küçük yaşta babasını kaybeden Geylâni, hadis, fıkıh ve edebiyat tahsili görmüş, Bağdad'da Ebu'l-Hayr Muhammed Müslim ed-Debbâs'ın delâletiyle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tasavvuf/" tasavvufa /a intisap etmiştir. Hocası tarafından kendisine tahsis edilen medresede hadis, tefsir, kıraat, fıkıh ve nahiv okutmuştur. Kendisine uyguladığı ağır riyâzetler sonucunda, Ebü Sa'd Muharrimi elinden şeyhlik hırkasını giymiştir. 5661/1165 ya da 1166 yılında Bağdad'da vefat etmiştir

Kadiriyye tarikatının piri olan Geylâni başlangıçta Şafii mezhebine bağlıyken, sonraları Hanbeli mezhebine girmiş ve bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mezheb/" mezhebin /a sarsılmaz bir savunucusu olmuştur. Onun bu tercihi İbn Teymiye'nin kendisine saygı duymasına, hatta onun Fütühu'l-gayb adlı eserini şerh etmesine vesile olmuştur. Geylâni'nin en önemli eserleri arasında el-Gunye li tâlibi tariki'-Hakk (Gunye), Fütühu'l-gayb (Fütüh) ve Kitâbü'l-fethi'r-Rabbâni ve'l-feyzi'r-Rahmâni (Feth) yer alır

Abdülkerim Cili: Abdülkerim İbrahim el-Cili; hicri 767/milâdi 1365-66 yılında, Bağdat yakınlarındaki Cil kasabasında doğmuştur. Abdülkadir Geylâni'nin torunu olduğu rivâyet edilmektedir. Şerefüddin el-Ceberti'nin müridi olduğunu eserlerinde zikreder. Kadiriye tarikatından olduğu anlaşılmaktadır. 832/1428 yılında Bağdat'da vefat etmiştir

Zaman zaman muhalefet etmekle birlikte, genellikle İbn Arabi'nin görüşlerini şerh etmiştir. Bilhassa İbn Arabi'nin vahdet-i vücüd, hazarât-ı hamse ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/insan-i-kamil/" insân-ı kâmil /a konusundaki görüşleri üzerine açıklamalar getirmiştir. En önemli eserleri şunlardır: el-İnsânü'l-kâmil (İnsân), Şerhu'l-esfâr an risâleti'- a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/var/" envâr /a (Esfâr), Merâtibü'l-vücüd ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a külli mevcüd (Merâtib

Ebü Tâlib Mekki: Ebü Tâlib Muhammed Ali Atıyye el-Mekki el-Acemi; aslen İran'ın batısından olup, uzun yıllar Mekke'de yaşadığı için Mekki nisbesini Müellifler Hakkında Bilgi

almıştır. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Hadis tahsil a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a ve Sâlimiyye mektebine mensup olduğu bilinmektedir. 386/996 yılında, vaizlik yaptığı Bağdad'da vefat etmiştir

Gazâli ve Abdülkadir Geylâni gibi süfiler üzerinde etkileri vardır. Kütü'l-kulüb (Küt) adlı eseri, tasavvuf konusunda mühim bir eser olduğu kadar, müellifinin fıkıh bilgisini de göstermektedir

Ebü Yezid Bistâmi: Ebü Yezid Tayfür İsâ Sürüşân el-Bistâmi; İran Horasan'ının Bistam kasabasında doğmuştur. 131/748 ya da 161/777 yılında doğduğu söyleniyorsa da, bu tarihler kesin değildir. Tasavvuf yolunu Ebü Ali Sindi'den öğrendiği söylenmektedir. Ebü Yezid'in vefat tarihinin de ihtilaflı olduğu, bazı eserlerde 234/848, bazılarındaysa 261/875 yılında vefat ettiği yazılıdır. Türbesi Bistam'dadır

Tasavvufta a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a , sekr ve fenâ anlayışını benimsemiş olan Ebü Yezid Bistâmi, sekr hâlinde kendisinden zuhür eden şathiyeleriyle meşhur süfilerden biridir. Şathiyeleri sebebiyle zaman zaman tepkilerle karşılaşmış, hatta Bistam'dan çıkarılmıştır. Bu sivri ifadelerine rağmen Bistâmi, şeriata son derece bağlı süfilerden biridir. Onun şathiye ve menkıbelerine Sehlegi çokça yer vermiş, bu şathiyeler Abdurrahman Bedevi tarafından toplanıp Şatahâtü's- a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sufiyye/" süfiyye /a (Şatahât) adıyla yayımlanmıştır

Ebu'l-Mevâhib Cemâleddin Şâzeli: Yirminci yüzyıl başlarında vefat etmiş bulunan ve hayatı hakkında bilgiye rastlayamadığımız Ebu'l-Mevâhib Cemâleddin Muhammed eş-Şâzeli'nin Kavâninü hiikmi'l-işrâk (Kavânin) adlı bir eseri vardır. Fâtımatü'l-Yeşrutiyye: Fâtıma binti Ali Nüreddin et-Tünusiyye eş-Şâzeliyye elYeşrutiyye; babadan Hz. Hasan, anneden ise Hz. Hüseyin soyundan gelmektedir. 1308/1890 yılında Akkâ'da doğmuştur. Şâzeliyye tarikatinin Yeşrutiyye koluna mensuptur. Tasavvufa ilgi duymuş, bu arada Akkâ müftüsü Şeyh Abdullah el-Cezzâri'den ilim öğrenmiştir. Bilhassa tasavvufa dair pek çok kitap okumuştur. Iİ. Dünya Savaşı başlarında, ailesiyle beraber Şam'a yolculuk yapmıştır. 1400/1980 yılında Şam'da vefât etmiş, Beyrut'ta bulunan İmam Evzâi makberesine defnedilmiştir

Eserlerinden Rihle ile'İ-Hakk (Rihle) tasavvuf yolunun başlangıcına, Mevâhibü'lHakk (Mevâhib) ashâbının ahvâl ve kerâmetlerine, Nefehâtü'l-Hakk (Nefehât) ise tarikat usül, âdâb ve ahkâmına dairdir

Gazâli: Ebü Hâmid Muhammed Muhammed Muhammed Ahmed el-Gazâli; 450/1058 yılında bugünkü adı Meşhed olan Tüs şehrinde doğmuştur. Gazâli nisbesinin, babasının mesleği olan iplikçilikten geldiği rivâyet edilmektedir. Batı dünyasında Abuhamet ve Algazel isimleriyle tanınan Gazâli, iyi bir Müellifler Hakkında Bilgi eğitim almıştır. Kelâm, fıkıh ve tasavvuf konusunda, Hüccetü'l-İslâm adıyla anılacak derecede üstad olup, devrinde Nizâmiye Medreseleri'nin Kelâm kürsüsü müderrislerindendi

Kelâm, felsefe, Bâtınilik ve tasavvuf hakkındaki araştırmaları sonucunda yaşadığı manevi buhran, kendisinin tasavvuf yoluna sülük etmesine sebep olmuştur. Bir süre halvet hayatı yaşadıktan sonra hacca gitmiş, hacc dönüşünde de kendi evinde ders okutup eser yazmaya devam etmiştir. Tasavvuftaki şeyhinin Ebü Ali Fârmedi olduğu, kendi ifadelerinden çıkarılmaktadır

Hayatının sonlarına doğru hadis ilmiyle de uğraşan Gazâli, 505/1111 yılında, doğduğu şehir olan Tüs'ta vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir

Muhâsibi ve Cüneyd gibi, şeriata aykırı olmayan bir tasavvufi anlayışı benimseyen Gazâli, eserlerinin bir kısmını bu konuya hasretmiş, bir kısmında da şeriat ve tasavvufu bir arada ele almıştır. Muhâsibi'nin Ri'âye'si ve Ebü Tâlib Mekki'nin Kütü'l-kulüb'u, bilhassa Ihyâ' üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Tasavvufa yer verdiği ve hasrettiği eserleri arasında, İhyâ'u ulümi'd-din (İhyâ ), Kimyâ'ü's-sa'âde (Kimyâ'), Minhâcü'l-'âbidin (Minhâc), Mişkâtü'l-envâr (Mişkât), Mizânü'l- amel (Mizân), el-Munkızu mine'd-dalâl (Munkız), er-Risâletü'lledünniyye (Risâle) gibi eserleri meşhurdur. Bunlardan başka a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelam/" kelâm /a ve felsefeye dair pek çok eseri de mevcuttur

Gazâli (Ahmed): Mecdüddin Ebu'l-fütüh Ahmed Muhammed el-Gazâli; İhyâ' müellifi meşhur âlim Gazâli'nin kardeşidir. O da Tüs doğumludur. Tasavvufta Ebü Kasım Cürcâni'nin müridlerinden Ebü Bekir Nessâc'ın sohbetlerine katılmıştır. 520/1126 yılında Kazvin'de vefat etmiştir

Ahmed Gazâli, tasavvuf konusunda ağabeyinden farklı bir yol izlemiş olup, tasavvuftaki Aşk Mektebi'nin kurucusudur. Farsça olarak yazdığı Sevânihu'l- a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ussak/" uşşâk /a (Sevânih) adlı eseri bu doktrinin ayrıntılı olarak anlatıldığı ilk eser olma özelliği taşımaktadır. Bu mektebe mensup olan Aynü'l-kudât Hemedüâni'yi yetiştiren de odur

Gümüşhânevi: Ahmed Ziyaüddin Gümüşhânevi; 1813 yılında Gümüşhâne'de doğmuştur. Babasının ticaret sebebiyle gittiği Trabzon'da Şeyh Osman Efendi ve Şeyh Hâlid es-Sâidi'den sarf, nahiv ve fıkıh dersleri almıştır. Ilim hayatını sürdürürken bir şeyhe intisap etmişse de, bu şeyhin adı tespit edilememiştir. Üsküdar Alaca Minare Tekkesi'nde Hâlidi meşâyıhından Şeyh Ahmed Ervâdi'ye intisap etmiştir. Ervâdi'den hilâfet aldıktan sonra, tasavvufi irşad faaliyetlerini Nakşibendi ve Şâzeli usül ve âdâbı çerçevesinde yürütmüştür. 1893 yılında İstanbul'da vefat eden Gümüşhânevi, Süleymaniye Camii haziresinde medfundur

Müellifler Hakkında Bilgi

Ömrü boyunca hadis okutan Gümüşhânevi, pek çok kişiye de hilâfet vermiştir. lik her şeyin önünde gelmektedir. Tasavvufi irşad faaliyetleri çerçevesinde Istanbul, Bayburt, Rize ve Trabzon/Of'ta dört büyük kütüphane kurduran Gümüşhânevi, teşkilatçı yapısıyla da dikkat çekmektedir. Yastık altı tabir edilen şahsi birikimleri iktisâdi hayata kazandırarak borç sandıkları oluşturmuş ve eserlerini, bu sandıklarla kurduğu matbaada bastırarak ücretsiz dağıtımını sağlamıştır. Otuza yakın eserleri arasında tasavvufa dair olan Câmi'i'l-usül (Câmi? ve hadise dair olan Râmüzü 'l-ehâdis ve şerhi Levami'ul-Ukul başta gelmektedir

Habeşi: Doğum tarihi tespit edilemeyen Muhammed Hüseyin Abdullah eşŞerif el-Habeşi'nin hayatı hakkında bilgiye rastlanamamış, sadece 1330/1911 yılında vefat ettiği tesbit edilmiştir. Bilinen eseri el-'Uküdü'llü'lü'iyye fi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/beyan/" beyâni /a tarikati's-sâdâti'T-ulviyye'dir ('Uküd

Hakim Tirmizi: Ebü Abdullah Muhammed Ali Hasen et-Tirmizi'nin, doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Tirmizi, ilim tahsil etmiş, hadis ve Hanefi fıkhını öğrenmiştir. Ahmed Âsım el-Antâki'nin bir eserinin tesiriyle riyâzete yönelen Tirmizi, Ahmed Hadraveyh, Yahyâ Muâz Râzi, Ebü Türâb Nahşebi gibi süfilerin sohbetlerine katılmıştır. Hemen her ilim konusunda eserleri bulunan Tirmizi'nin vefat tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, 320/932 yılında Tirmiz'de vefat ettiği tahmin edilmektedir

Tasavvufta velâyet doktrininin kurucusu olan Tirmizi, felsefeyle uğraşan ilk süfilerdendir. Bu yönüyle tasavvufta yeni bir başlangıca imza atmış, bu sebeple kendisine Hakim denilmiştir. Kendi anlayışı içinde akılla nakli uzlaştırmaya çalışmıştır

Tirmizi'nin en önemli eseri, velâyet doktrinini ortaya koyduğu Kitâbü hatmi'l-evliyâ dır. Beyânü'l-fark beyne's-sadri ve'l-kalbi ve'l-fu'âdi ve'l-lübb (Beyân) adlı eserinde de insandaki çeşitli latifeleri ve bunlar arasındaki farklılıkları ele almıştır. Onun Nevâdiru'l-usül (Nevâdir) adlı eseri de, tasavvufi hadis şerhlerinin güzel bir örneğidir. Pek çok sapık mezhebe karşı yazdığı itikada dair eserleri de vardır

Hallâc: Ebu'l-Muğis el-Hüseyin Mansür el-Hallâc; 244/858 yılında, İran'ın Fars eyaletinde doğmuştur. Hallâc diye anılması, çeşitli rivâyetlerde, baba mesleğine; insanların a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gonullerin/" gönüllerindeki /a sırları ortaya dökecek kadar sırlara vâkıf olmasına ya da bir hallâcın dükkânındayken, dükkân sahibinin yokluğu esnasında, pamukları atma kerâmeti izhâr etmesine bağlanmaktadır. Vâsıt'ta hafızlığını tamamlayan Hallâc, Sehl-i Tüsteri ve Amr Osman Mekki'nin talebesindendir. Şia'ya karşı sempati besleyen Hallâc, Bağdad'da Cüneyd-i Bağdâdi'nin Müellifler Hakkında Bilgi sohbetlerine de devam etmiştir. Cüneyd, onun sorduğu bazı soruların samimiyetten uzak olduğuna kanaat getirerek meclisinden uzaklaştırmıştır

Hicaz, Tüster, Mâverâünnehir, Sicistan ve Kirman gibi çok değişik coğrafyalara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/seyahat/" seyahatleri /a bulunan Hallâc, küfür ve şirk ehlini İslâm'a davet etmek için manevi işaret aldığını söyleyerek Hindistan'a yolculuk yapmış, pek çok kişinin müslüman olmasına vesile olmuştur. Hindistan dönüşü Bağdad'a yerleşen Hallâc, farklı davranmaya başlamış, Bağdad'da Hakk yolunda canını fedâ etme arzusunu dile getirmiştir. Ene'l-Hakk (Ben Hakk'ımı) gibi taşkın süfiyâne yorumları a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yuzunden/" yüzünden /a takibata uğrayan Hallâc hapse atılmış, burada meşhur eseri Tavâsin'i yazmıştır. Bu arada, aleyhindeki hava gitgide artmış ve idam talebiyle yargılanmasına karar verilmiştir. Uzun süren muhâkemeler sonucunda idamına karar verilmiş ve 309/922 yılında önce kırbaçlanmış, sonra burnu, kolları ve ayakları kesilerek idam edilmiştir. Idamının hakiki sebebi olarak, o zamanlar Abbâsi rejiminin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddetli /a muhâlifleri olan Karmâtilerle gizlice işbirliği yapması gösterilmektedir

Tasavvufta fenâ ve sekr anlayışını benimseyen süfilerden biri olan Hallâc, Hakikat-i Muhammediye, dinlerin birliği gibi görüşleri ilk defa ele alan süfilerdendir. Tasavvufta varlıkla ilgili bazı terimler hakkında açıkça ilk olarak fikir beyân eden kişi odur. Onun Ene'l-Hakk dediği için idama mahküm edilmiş olduğu inancı, Attâr, Mevlânâ gibi süfiler üzerinde derin tesirler vücüda getirmiş, hatta Türk ve İran edebiyâtında da çokça işlenmiştir. Hallâc'ın bu görüşlerinin yer aldığı en önemli eseri Kitâbü't-tavâsin'dir (Tavâsin). Şiirlerini topladığı bir Divân'ı da vardır

Hamzavi: Hasenü'l-Adevi el-Hamzavi; 1221/1806 yılında Mısır'da doğmuş, Ezher'de tahsil görmüştür. Mâliki mezhebine mensüb bir fakih olan bu zât, 1303/1886 yılında Kahire'de vefât etmiştir. Kitâbü meşârıkı'l-envâr fi fevzi ehli'li tibâr (Meşârık) adlı bir eseri vardır

Herevi: Şeyhü'l-İslâm Ebü İsmâil Abdullah Muhammed Ali el-Ensâri elHerevi el-Fakih el-Hanbeli; 396/1006 yılında Herat'ta doğmuştur. Ebü Eyyüb elEnsâri'nin soyundan gelmektedir. Hadis ve fıkıh tahsil etmiş ve çokça şiir ezberlemiştir. Kendisi Ebu'l-Hasan Harakâni'nin mürididir

Hanbeli mezhebine mensup olduğu için Eş'arilerle anlaşamadığı, Kuşeyri gibi süfilerle ters düştüğü rivâyet edilir. Hatta, Eş'ariler'in onu Nizâmülmülk'e şikâyet ettikleri ve bunun üzerine Herat'tan Belh'e sürüldüğü kayd edilmiştir. Ancak daha sonraları Nizâmülmülk'ün itibarını kazanmıştır. Fakat yine de, çeşitli sebeplerle rahatsız edilmekten kurtulamamıştır. Yaşadığı sürgünlerin ardından Herat'a dönmesine izin verilen Herevi, vatanına döndükten yaklaşık bir yıl sonra 481/1089 yılında vefat etmiştir

Müellifler Hakkında Bilgi

Kendisi bir Hanbeli olmasına rağmen, Hallâc da dahil olmak üzere sekr ve fenâ anlayışına sahip olan süfilere saygı duymuştur. Eserleri arasında, tasavvufta yüz makam esasını ortaya koyan ve çokça şerhi yapılan, Farsça olan aslı Sâd Meydân adını taşıyan Menâzilü's-sâ'irin (Menâzil) başta gelmektedir. Ayrıca Sülemi'nin Arapça olarak yazdığı Tabakâtü's-süfiyye adlı eserini, çeşitli ilâvelerle Farsça'ya tercüme etmiştir. Onun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/munacat/" münâcâtları /a da meşhurdur. Selef yolunu yüceltmek için yazdığı Zemmü'l-kelâm adlı eserinde de, kıyas usülleri ve bid'at yolları tenkit edilmektedir. Herevi'nin bir de tefsiri vardır

Hücvîrî: Ebu'l-Hasen Ali Osman Ebi Ali el-Cüllâbi el-Gaznevi el-Hücvîrî'nin doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ilk bilgilerini babasından almış, Hindistan, İran ve Türkistan'da pek çok bölgeye seyahatlerde bulunmuştur. Hanefi mezhebine mensup olup, tasavvuf yolunda Ebu'l-Fazl Hutteli'nin mürididir. Lahor'u Hind işgalinden kurtaran orduya da katılmış bulunan Hücvîrî'nin vefat tarihi hakkında dört farklı rivâyet vardır: 465/1072, 470/1077, 481/1088 ve 500/1106. Bunlardan ilki kabul görmektedir

Cüneyd-i Bağdâdi'nin tasavvufi anlayışını temsil eden Hücvîrî, akla değer verdiği kadar keşfe de değer veren, müsamahakâr süfilerdendir. Emir ve yasakların sebep ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmetleri /a üzerinde durmuş, tasavvufi hikmetleri aklen de açıklamaya çalışmıştır. En meşhur eseri Keşfü T1-mahcüb'dur (Hücvîrî

İbn Arabi: Tam adı Ebü Abdullah Muhyiddin Muhammed Ali Muhammed el-Arabi et-Tâf el-Hâtimi olan İbn Arabi; tasavvuf dünyasının zirve şahsiyetlerindendir. 560/1165 yılında, o zamanlar Muvahhidler Devleti'nin hükümranlığı altında bulunan Endülüs'ün güneydoğusunda bulunan Mürsiye'de (Murcia) doğmuştur. Genç yaşında hadis tahsil etmiş, bir yandan da ilk süfiyâne tecrübelerini yaşamaya başlamıştır. İlk şeyhleri arasında Ebu'l-Abbas Uryebi (ya da Ureyni) bulunmaktadır. Ancak İbn Arabi Afrikalı şeyhlerden, görüşmek istediği halde görüşemediği Ebü Medyen Mağribi'nin rühâniyetinden istifade ettiğini her fırsatta ifade etmiştir

/1200 yılında doğu seferine başlayan İbn Arabi, Kuzey Afrika ve Mısır üzerinden Kudüs'e, oradan da Mekke'ye, Bağdad'a ve Musul'a geçmiştir. Her uğradığı yerde bir süre kalmayı ve oranın âlim ve süfileriyle görüşmeyi de âdet haline getirmiştir. Urfa, Diyarbakır, Sivas ve Malatya'ya da uğradıktan sonra, Selçuklu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sultani/" sultanı /a I. Gıyâseddin Keyhüsrev'in daveti üzerine Konya'ya gelmiştir. Sadreddin Konevi'yi evlad edindiği de bilinen İbn Arabi, Şam'a yerleşmiş ve 638/1240 yılında vefat etmiştir

Eserlerini ilâhi imlâ ile yazdığını her fırsatta tekrarlayan İbn Arabi, filozofları, Eş'arileri ve diğer fikir mensuplarını tenkit a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a onların bazı fikirlerini kendi üslübu içerisinde tashih etmiş, süfileri de belli tasniflere tâbi tutmuştur. TasavMüellifler Hakkında Bilgi vuftaki vahdet-i vücüd anlayışını ortaya koyarak hakiki varlığın Allah olduğunu ifade etmiştir. Buna göre, görünen her şey O'nun isim ve sıfatlarının tecellilerinden ibârettir. Şeytan, küfür, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nifak/" nifâk /a gibi hususlar da böyledir. Daha ileri aşamada, başlangıç itibariyle her dinin Hakk dinden ortaya çıktığını, asıl dinin Hakk din olduğunu ortaya koyma sadedinde, hakikatte diğer dinlerin de kaynağının bir olduğunu söylemesi sert taarruzlara sebep olmuştur. Onun bu görüşleri, İbn Teymiyye başta olmak üzere selefi düşünceye mensup olanlar tarafından sert biçimde tenkit edilmiştir. İmam Rabbâni gibi süfiler ise, daha insaflı tenkitlerde bulunmuşlardır

İbn Arabi, tasavvuf dünyasının en velüt müelliflerinden biridir. Eserlerinin sayısıyla alâkalı olarak iki yüzden sekiz yüze kadar rakamlar verilmektedir. Fusüsu'l-hikeni (Fusüs), el-Fütühâtü'l-Mekkiyye (Fütühât), İnşâ'ü'd-devâ'ir (İnşâ"), Letâ'ifü'T- a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rar/" esrâr /a (Letâ'if), Risâletü rühi-kuds fi muhâsebeti'n-nefs (Rüh), Kitâbu