Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ma'den (Tasavvuf Sözlüğü)

Ona (İbn Arabi'ye) göre mâden (kaynak) akıl, mülk ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâldir /a . Hayâl akla tâbidir. Onun iddiâsına göre akıl, hayâlin aslı olan şeyden alınmıştır. Resül, hayâlden (hayâl …

Ona (İbn Arabi'ye) göre mâden (kaynak) akıl, mülk ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâldir /a . Hayâl akla tâbidir. Onun iddiâsına göre akıl, hayâlin aslı olan şeyden alınmıştır. Resül, hayâlden (hayâl âleminden) almıştır. Ona göre, bundan dolayı resül, nebiden üstün olmuştur. Nebinin husüsiyetleri dedikleri gibi olsaydı ve üstün olması bir yana, onun (resülün) cinsinden olmasaydı, onların söyledikleri şey, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'minlerin /a her biri için nasıl elde edilebilirdi?! Nübüvvet bunun ötesinde bir durumdur. (Furkân, 80

Merâtib-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucuddan/" vücüddan /a biri de mâdendir. Madenler çok çeşitlidir. Bunların tümü ma'düm

yeryüzünün içinden dışarı çıkan çeşitli buhar ve dumanlardan ibârettir. (Merâtib, 38

ma'düm/ma'dümât Mâdüm (yok), var olmayan ve varlığı mümkün olmayandır. Bir şeyi yok ettiğin zaman onun varlığı mümkün ise buna mâdüm değil, mefküd (kaybolmuş) denir. (Luma , 415

İlim, mâdüm (yokluk) ile irtibâtlı olan nefsteki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatten /a ibârettir. Mevcüd ise hakikati bu şekilde olandır veya mevcüd olduğunda böyle olandır. Bu hakikat ilimdir

Mâdüm dört kısma ayrılır: Asla var olması mümkün olmadığı farz edilen mâdüm, Tanrı'nın ortağı, çocuğu olması ve devenin iğne deliğinden geçmesi gibi husüslardır

Varlığı zorunlu değil, tercihe ve seçime dayalı olarak vâcib olan mâdüm, bir tek cinsten olan bir şahıs ve mü'minler için hazırlanan cennet nimetleri gibi şeylerdir

Varlığı mümkün olan mâdüm, deniz suyunun tatlı olması ve tatlının acı olması gibi şeylerdir

Kendi türünden başka bir varlık olması dışında varlığının ihtiyâri olması kesinlikle doğru olmayan mâdüm ile de, bütün bunlar arasında varlığı mümkün olan, fakat ihtiyâri olması mümkün olmayan şeyi kasd ediyorum. Bununla aynı cinsten ikinci bir şahsı ve ondan daha fazlasını kasd ediyorum. Şu da var ki hakikat, bilgiyi sâbitleştirdiği ve tedbiri yok a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a gibi irâdeyi sâbitleştirir, donuklaştırır ve tercihi ortadan kaldırır. (İnşâ , 10

Mâdüm, asla varlığı sahih olmayan ve bilginin nüfüz edemediği (bilginin konusuna girmeyen) şeydir. Çünkü o, şey değildir ki, bilginin konusu olsun. Bilgi, sadece var olanla irtibâtlı olur. Çünkü bilginin adem-i mahzı konu edinmesi düşünülemez. Çünkü onun şekli yok, bir sıfatla vasıflanmış değil ve yokluğunun tesbitinden başka gerçekliği yoktur. Adem-i mahz, insan nefsinde bir şey meydana getirmez. Eğer getirecek olsaydı, o zaman mevcüd olurdu. Yokluk ise bütün yönleriyle ebediyyen var olmaz. Hakikatleri ters yüz etme a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/imkani-2/" imkânı /a yoktur. Allah Teâlâ'nın şeriki olmadığını ikrâr etmeyi biliyorsun değil mi? Öyleyse nefsinde senin için takdir edileni düşünürsen ve Allah'ın ortağı olmadığı husüsu senin kalbinde bir hakikat hâline gelir ve doğru olarak tesbit olunursa, işte o zaman kendi içinde vahdâniyyetten başka bir şey bulamazsın. O mevcüddur ve nefsin kabül edip bildiği şeydir. (İnşâ', 11

(Ayrıca bk. vücüd-'adem