şöyle cevâb verdi: Senin zuhür etmen benim elimde değildir. Bu ancak bütün isimleri içine alan, onlara hâkim olan, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatleri /a icâd ve izhâr eden ismin emriyle mümkün olur. İşte bütün bu husüsiyetleri kendinde taşıyan isim bunu emredince, isimler onun üzerine ahd ve misak aldılar. İşte bundan sonra hakikatler rabbâni a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmetin /a gerektirdiği şekilde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a âleminde zuhürlarıyla görünür hâle geldiler. (Nefehât, 55
(Ayrıca bk. a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/e-imme-i-esma/" e'imme-i esmâ' /a
esmâ-yı zât-esmâ-yı sıfât-esmâ-yı ef'âl
a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/naf-i-talibin/" esnâf-ı tâlibin /a Zât İsimleri Sıfat İsimleri Fiil İsimleri
Allah Rabb Melik Hayat Hayy Mübdi Vekil
Kuddüs Selâm Kelâm Şekür Bâ'is Mucib
Mü'min Müheymin Kahhâr Kâhir Vâsi Hasib
Aziz Cebbâr Kudret Muktedir Kaviyy Kadir Mukit Hâfiz
Mütekebbir Aliyy Hâlık Bâri
Azim Zâhir Rahmân Rahim Musavvir
Bâtın Kebir lrâde Kerim Gaffâr Rezzâk Vehhâb Fettâh
Celil Mecid Gafür Vedüd Kabız Bâsit
Hakk Metin İlim Raüf Halim Hâfid Râfi
Vâhid Mâcid Berr Sabür Mu'izz Müzill
Samed Sem' Alim Habir Hakem Adl Latif
Evvel Âhir Muhsi Hakim Muid Muhyi Mümit
Müteâli Gani Şehid Veliyy Tevvâb Müntakim Nür Vâris Semi Muksit Câmi Muğnt
Zü'l-Celâl Basar Mâni Dârr Nâfi
Raktb Basir Hâdt Bedi Raşid
