Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

mahcüb oluruz (Tasavvuf Sözlüğü)

Hicâb ise dağınıklıktır. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , elin ulaşmadığı bir husüs hakkında düşünmek imkânsızdır. Nitekim Ebü Said Harrâz" der ki: Aziz ve kıymetli olan vaktini, en aziz ve kıymetli …

Hicâb ise dağınıklıktır. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , elin ulaşmadığı bir husüs hakkında düşünmek imkânsızdır. Nitekim Ebü Said Harrâz" der ki: Aziz ve kıymetli olan vaktini, en aziz ve kıymetli olan şeyden başkasıyla meşgul etme. Kulun en aziz şeyi, geçmiş ve gelecek arasında bulunan şeyle fşimdiyle) meşgul olmasıdır.' (Hücvîrî, 445

Vakt ile anlatılmak istenen, kula hâkim olan hâldir. Kula hâkim olan en kuvvetli şey, onun vaktidir. Vakit aynen kılıç gibidir. Hükmüyle uğrayıp geçer ve kesip atar

Bazen de vakt ile, çalışmakla elde edilemeyen ve kula âniden gelen hâller kasd edilir. Bu durumda, kulda vakit tasarruf eder ve kul vaktin hükmüyle olur. Falan kimse vaktin hükmündedir dendiğinde, bununla kendisine ait fiillerden alınıp, Hakk'a ait tecelliye çekilmesi kasd edilir. ( Avârif, 310

Denilmiştir ki Nefes müntehiye, vakt mübtediye, hâl ise mutavassıta mahsüstur. Bunun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a şey, mübtediye zaman zaman Allah'tan ilhâm gelmesidir. Mutavassıt, kendisine hâlinin hâkim olmasından dolayı hâl sâhibidir. Müntehi ise, hâl kendisine sağlam olarak yerleştiği için nefes sâhibidir. Huzür ve gaybet hâlleri ise gelip geçici değildir. Vecd hâlleri nefesleriyle birlikte istikrar bulmuştur. Bunların hepsi erbâbına ait hâllerdir

Vakt, içinde bulunduğum, geçmiş ve gelecekle alâkalı olmayan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a ibârettir. (Istılâh, 530

Vakt, bulunduğun hâl içinde, sana gelen a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/varidatin/" vâridâtın /a zamanıdır. Bu ise iki yok