Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

mârifet-i hakikat (Tasavvuf Sözlüğü)

Mârifet-i Hakk, isim ve sıfatlarından yaratıklarına gös618 ma'rifet/ma'rifetullah terdiği biçimde onun vahdaniyyetini bilmektir. Mârifet-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a ise, samediyyet ve a href …

Mârifet-i Hakk, isim ve sıfatlarından yaratıklarına gös618 ma'rifet/ma'rifetullah

terdiği biçimde onun vahdaniyyetini bilmektir. Mârifet-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a ise, samediyyet ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rububiyyet/" rubübiyyet /a sıfatlarını tahkik etmenin imkânsızlığı sebebiyle, O'nun tanınabilmesine imkân olmadığına inanmaktır. Çünkü Allah Hiçbir bilgi O'nu ihâta edemez (kuşatamaz)' buyurmaktadır. Çünkü samed, sıfatları ve husüsiyetleri idrâk edilemeyen demektir.

Büyüklerden biri şöyle demiştir: Mârifet ardarda gelen keşf işâretlerine göre, zikir sırasında ortaya çıkan vecd hâlleri üzerinde düşünerek sırrı (kalbi) hazır duruma getirmektir. Bu sözün mânâsı şudur: Sırrın, Allah'ın azametini, O'nun hakkına saygı göstermeyi, kadrini yüceltineyi ifâdelerin aciz kalacağı şekilde müşâhede etmesidir. Cüneyd'e Mârifet nedir? diye sorulunca o da şu cevâbı vermişti: Sırrın, Al