Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

masının (Tasavvuf Sözlüğü)

semeresidir. Bu ise kulun Kayyüm olan Rabb'i ile kaim olduğunu görerek her türlü şekilden fâni olması, kendi kendine kaim olduğundan gâib olmasıdır. Bu da kulun eserleri görme konusundaki istiğrak ve (ibâdetlerini) …

semeresidir. Bu ise kulun Kayyüm olan Rabb'i ile kaim olduğunu görerek her türlü şekilden fâni olması, kendi kendine kaim olduğundan gâib olmasıdır. Bu da kulun eserleri görme konusundaki istiğrak ve (ibâdetlerini) gizleme kirinden kurtulmasıdır. Bu durum, süfi hâlinin kaybolmasıdır. Melâmeti, ihlâs makamında bulunan fakat, ihlâsın hakikatını kavrayamayan kimsedir. İşte a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/melamet/" melâmeti /a ile süfi arasındaki bâriz fark budur.' (Avârif, 49

Kalenderi ile Melâmeti arasındaki fark şudur: Melâmeti, ibâdetlerini gizlemeye özen gösterir. Kalenderi ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/adetleri/" âdetleri /a tahrib etmeye çalışır. Melâmeti, her türlü iyilik ve hayrın kapılarına sımsıkı sarılır ve bunların fazilet olduğunu kabül eder. Ancak bütün amelleri ve hâllerini başkalarından gizlemeye çalışır. Melâmeti hareketlerinde ve giyiminde kendisini, avâm derecesindeki insanların seviyesinde tutar; kılıkta, kıyâfette, hareket ve tavırlarında onlar gibi görünerek hâlini gizlemeye ve tanınmamaya çalışır. Bununla birlikte daha yüksek derecelere ulaşmak ister. Kulu Allah'a yaklaştıran her şeyi yapmaya a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayret /a sarfeder. Kalenderi belli bir şekle bürünmez, kendini tanıtmaya veya tanıtmamaya aldırmaz. Sermayesi olarak gördüğü kalb temizliğinden başka şeylere aldırınaz

Süfiye gelince o, her şeyi yerli yerinde yapar, bütün vakitleri ve hâlleri bilerek hareket eder. Halkı halk yerine, Hakk'ı da Hakk yerine koyar. Gizlenilmesi gereken yerde gizlenir. Açık davranılması gereken yerde açık davranır. İşleri akıl huzüru, doğru bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a , kâmil mârifet, doğruluk ve ihlâsa riâyetle yerli yerine getirir. ((Avârif, 51

melâmetiyye/melâmiyye Melâmetiyyenin ihlâsa sımsıkı sarılma konusunda kendilerine has üstünlükleri vardır. Bu sebeble hâl ve amellerini gizlemeye büyük önem verir ve bunları gizlemekten zevk alırlar. Öyle ki melâmetiler, amel ve hâllerinden birinin ortaya çıkmasından, suçunun ortaya çıkmasından korkan günâhkâr gibi korkarlar

Melâmetiyye usülüne göre zikir dört kısımdır: Dil, kalb, sır ve rüh ile yapılan zikir. Rühla zikir gerçekleştiğinde sır, kalb ve dil susar, zikretmez. Bu, müşâhede zikridir. Sır ile zikir gerçekleştiği zaman kalb zikretmez. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heybet/" heybet /a zikridir. Kalb zikretmeye başladığında dil susar. Bu Allah'ın nimet ve lütuflarının ifâdesi olan zikirdir. Kalb zikirden gafil olunca dil zikre yönelir. Bu da âdet zikridir

Ümenâ (emin kişiler), iç hâlini dışına yansıtmayan Melâmilerdir. Onların talebeleri, ( a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/futuvvet/" fütüvvet /a ehlinin (Kâşânî ve Câmi') raculiyyet tavırlarında gezinirler... (Istılâh, 531; Kâşânî, 31; Câmi', 5

Melâmetiyye'nin zayıf bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/lisan/" lisân /a olduğunu söylüyorlar. (Fütühât)) Melâmetiler, Allah yolunun mensublarının efendileri ve imamlarıdır. Kâinâtın Efendisi Hz. Muhammed kendilerindendir. Onlar işleri yerli yerine koyan melâmetiyye/melâmiyye ve iyi ve sağlam yapan, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmet /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a kişiler, sebebleri yerli yerine oturtan, kaldırılması gereken şeyleri kaldıran, Allah'ın tesbitine uygun şekildeki yaratıklardan hiçbir şeyi değiştirip bozmayan kişilerdir (Bu husüsiyetlere sâhib oldukları söylenir (Nebhân1

Melâmetiler, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyânın /a gerektirdiğini dünyâya, âhiretin gerektirdiğini de âhirete bırakan, eşyâyla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatler /a arasında bir karışıklığa meydan vermeyen, onlara Allah'ın baktığı gözle bakan kişilerdir. (Kim Allah'ın koymuş olduğu yerden onu kaldırırsa, Hakk'ı tanımamış ve onun kadrini bilmemiş olur. Kim ona (tabiata