Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

mâsıyyet (Tasavvuf Sözlüğü)

nimet ve beliyye . Bunların beşincisi yoktur. Bu dördünden her birinde Allah'ın senin üzerinde, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rububiyyet/" rubübiyyet /a hükmüyle hakkını alacağı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" …

nimet ve beliyye . Bunların beşincisi yoktur. Bu dördünden her birinde Allah'ın senin üzerinde, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rububiyyet/" rubübiyyet /a hükmüyle hakkını alacağı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyet /a hakkı vardır. İtâatte sendeki hakkı, ondan sana gelen iyiliği müşâhede etmendir. Mâsıyyet konusundaki hakkı, işlediğin günâhlardan tevbe etmendir. Beliyye konusundaki hakkı, musibetlere sabretmendir. Nimetteki hakkı, bu konuda şükretmendir. Bunları anlaman tüm bu yükleri senin üzerinden kaldırır. İtâatin sana yönelik olduğunu ve rahmet ve iyiliği gerektirdiğini anladığında, onları yaparken sabretmen gerekir. Günâhta ısrâr etme ve günâha girmenin öte a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâda /a cezâyı gerektirdiğini, bu dünyâda imân nürunu ortadan kaldırdığını bildiğinde, bu onu terk etmen için bir sebeb olur. Sabrın meyvesinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sana-donecegini/" sana döneceğini /a , bereketinin sana ulaşacağını bildiğinde ona koşar ve güvenirsin. Şükrün, Eğer şük774 nisâ

rederseniz, size (nimetimi) artırırım âyeti gereğince Allah'tan bir artı