Mea lafzı, Arab dilinde iki şeyden birinin diğeriyle karışmış olmasını gerektirmez. Yüce Allah'ın şu sözlerinde olduğu gibi: Allah'tan korkunuz ve sâdıklarla beraber olunuz Muhammed Allah'ın Resülüdür. Onun yanında bulunanlar da kafirlere karşı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddetli /a , kendi aralarında ise pek merhametlidirler. Daha sonra imân eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler sizinle beraberdir. (Enfâl, 8/75
Mea lafzı Kur'an'da husüsi ve umümi olarak gelmiştir. Bu âyetlerde ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucadele/" mücâdele /a âyetinde umümi mânâdadır: Göklerde ve yerde olanları, Allâh'ın bildiğini görmedin mi? Üç kişi gizli konuşsa a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaka /a dördüncüleri O'dur. Beş kişi gizli konuşsa mutlaka altıncıları O'dur. Bundan az da, bundan çok da olsalar, nerede bulunsalar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kiyamet/" kıyâmet /a günü, onlara yaptıklarını haber verir. Çünkü Allâh, her şeyi bilendir. Mücâdele, 58/7) Söze ilimle başla, ilimle bitir. Bundan dolayı İbn Abbas, Dahhâk, Süfyân-ı Sevri ve Ahmed bin Hanbel şöyle demiştir: O (Allah), ilmiyle onlarla beraberdir.
Husüsi mânâda (taraf olma mânâsındaki) beraberlik ise, Allah'ın şu sözünde olduğu gibidir: Çünkü Allâh, muttakilerle ve iyilik edenlerle beraberdir. Korkmayın', dedi, ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm. me'âlim-i a lâmi's-sıfât 629 Hani yalnız iki kişiden biri olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , inkâr edenler kendisini (Mekke'den) çıkardıkları sırada ikisi mağarada iken arkadaşına Üzülme, Allâh bizimle beraberdir" diyordu. Yani Hz. Peygamber ve Hz. Ebü Bekr (ile beraberdir, kâfirlerle değil), Hz. Müsâ ve Hz. Hârün'la beraberdir, Firavun'la değil; Hz. Muhammed ve Ashab'ıyla beraberdir, Ebü Cehil ve diğerleriyle değil. Ve muhsin olan muttakilerle beraberdir, zâlimler ve haddi aşanlarla değil. (Furkân, 96
