Me'hüz ve müsteleb aynı mânâya gelir. Ancak me'hüzun mânâsı, müstelebten daha geniştir. Bunlar abidlerdir. (Luma , 420
(Ayrıca bk. âbid/' a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubbad/" ubbâd /a
mekân/mmekânet Mekân; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâl /a , temkin ve nihâyet ehli içindir. Kul, mânâlarında kemâle erdiğinde onun için mekân tahakkuk eder, çünkü o makamlarla hâlleri katetmiş ve mekân a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a olmuştur. Biri şöyle demiştir:
Tüm kalbimdir kalbimde yerin
Sen'den başkasına yer yoktur orda
Mekân; Allah'ın rahmet yaygısındaki bir mertebeden ibârettir. Makamları, 646 mekr
hâlleri ve celâil ve cemâil'in üstünde olan makama ulaşmayı gerçekleştiren kemâl ehli için mümkündür. Onlar için bir sıfat ve nât (övgü) olmaz (Istılâh, 531
Mekân nedir? diye sorulacak olursaj deriz ki : Allah'ın rahmet örtüsindeki bir yerden ibârettir. Makamları, hâlleri ve celâl ve cemâlin üstünde olan makama ulaşmayı tahakkuk ettirebilen kemâl ehli için mümkündür. Onların ne bir sıfatı, ne de vasfı vardır fanlatmak ve tasvir edebilmek mümkün değildir). (Fütühât, TI, 130
Mekânet, Allah katında varılacak ve ikamet edilecek yerlerin en yükseği olan bir yerdir. Ona mekân denilir. Allah Teâlâ'nın şu sözüyle ona a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a edilmiştir: (Mü'minler cennette) muktedir padişahın huzürunda sıdk (doğruluk) koltuklarında foturmaktadırlar) (Kâşânî, 88; Câmi', 99
