emin olmak. (Küt, II, 148
Amel, gerekli olmayan şeyleri gidererek nefs mücâhedesine bağlıdır. Şehvetlere uymaya a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a edildiğinde, mücâhedenin fazileti ortaya çıkar. Gerekli olan şeyi elde etmeye nisbet edildiğinde amelin mertebesi, kendisine şart koşulan şeyin şartı; hizmet edilenin hizmetkârı ve kişinin kendisi için istenen şeye nisbetle başkası için istenen şey a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mertebesinde/" mertebesindedir /a (amel şart koşulan şeye ulaşmak için bir şart, amaca ulaşmak için de vazgeçilemeyecek bir araçtır). (Mizân, 32
Amelin amacının kötü sıfatları yok etmek ve nefsi kötü a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâktan /a temizlemek olduğu üzerinde ittifâk vardır. Ancak bu konuda ilim ve nazar ehliyle süfi yollarında fikir ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Süfiler ilimleri tahsil ve tedris etmeye, işlerin hakikatlerini araştırma konusunda müelliflerin yazdığı eserleri elde etmeye teşvik etmemişlerdir. Bilakis şunu söylemişlerdir:
Yol, kötü sıfatları yok etmek için mitcâhedeye öncelik vermek, alâkaları tamamen koparmak ve bütün varlığıyla Allah Teâlâ'ya yönelmektir. Bu hasıl olduğunda kişi rahmetle feyzlenir, kendisine melekütuın sırrı açılır, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatler /a zâhir olur. Onun için sadece tasfiyeye fsaflaşmaya) istekli, sadık bir irâdeyle niyet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a olma, tam bir susuzluk hâlinde ve kendisine rahmet cinsinden açılacak şeyleri bekleyip gözetme a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a başka bir şey kendisine gerekli değildir. Çünkü evliyâ ve enbiyâya işler kefolunmuş, onlar da mümkün olan kemülâta ulaşmakla rühen saadete ermişlerdir. Onlar öğrenmeyle değil, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a konusunda zühd, tüm alâkalardan yüz çevirme ve bütün varlığıyla Allahı Teâlâ'ya yönelme yoluyla bunu elde etmişlerdir. (Mizân, 34
Dininizin elden gitmesi dört şeyle olur: Birincisi, bildiklerinizle amel etmemeniz; ikincisi, hakkında bilmediğiniz şeylerle amel etmeniz; üçüncüsü, bilmediğiniz şeyleri öğrenmemeniz ve câhil kalmanız; dördüncüsü ise, insanların bilmedikleri şeyleri öğrenmelerine mâni olmanızdır. (Fetlı, 24
Seyr kalbin seyridir. Kurb (yakınlık), sırlara yakınlıktır. Amel, bedenle şeriatın sınırlarına riâyet etmek ve Allah için O'nun kullarına tevâzuda bulunmak süretiyle mânâların amelidir. Kendi nefsine değer verenin değeri yoktur. Amellerini halka gösterenin ameli yoktur. Ameller kalabalıkların olduğu yerlerde değil, kimsenin olmadığı yerlerde yapılır. Tabii farzlar bundan müstesnâdır. Bunların a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaka /a açık yapılması gerekir. (Fetlı, 29
Menâzil-i âmâl famellerin mertebeleri): Ashâb-ı sündüs Jhuluk-ı hasen (güzel ahlâk) sâhibi, ashab-ı reyhân oruç tutanlar, ashab-ı sürür Allah'ı seven, Allah'ın da kendilerini sevdiği kimselerdir. Ashab-ı bekâyâ (ağlayanlar) ise giinâhkârlardır. Ashâb-ı dıhka (gülenlere) gelince, bunlar da tevbe ehlidir. (Meşârık, 77
Zâhiri (bedenle yapılan) amellere nefs ve şeytan karışabilir. Batıni (kalbi) amellere ise kesinlikle karışmaz. Çünkü bâtini ameller zâhiri amellere bağlı olmadığı gibi zâhiri ameller de bâtini amellere bağlı değildir. Zâhiri ameller yüce dağlara benzer. Çünkü zâhiri amellerde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/insan/" insâni /a güzellikler mevcüddur. Nefs ve şeytan bunlara karışır. İzâfetten (birine ait olmaktan, aidiyetten) uzak olmaz. Batıni amellerdeyse, izâfet, fenâ ve sıfatsızlık yoktur. (Buğye, 6
Amel bedenin, niyet ise kalbin Allah uğrundaki gayretidir. (Buu.ğye, 22
Bu yolun (tasavvuf yolunun inceliklerini bilen) öncülerine göre ameller üç kısımdır: Şeriat ameli, tarikat ameli, hakikat ameli veya (sen bunlara) İslâm ameli, imân ameli, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a ameli de diyebilirsin. İbâdet ameli, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyet /a ameli, ubüdet ameli de diyebilirsin. Bidâyet ehlinin ameli, vasat ehlinin ameli, nihâyet ehlinin ameli de diyebilirsin. Şeriat Allah'a kulluk etmen, tarikat O'nu kasd etmen (ibâdeti Allah için yapman), hakikat ise O'nu müşâhede etmendir. (Rihle, 28
Amel bedenin, kalbin ve fikrin hareketidir. Amel, şeriate muvâfık olursa tâat , muhâlif olursa a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/masiyyet-2/" mâsıyyet /a olarak isimlendirilir. Bundan dolayı şeriatın zâhirleri, tarikatın bâtınları, hakikatin ise sırları ıslah için gerekli olduğu konusunda icmâ edilmiştir. (Rihle, 132
