Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

mevt-i ahdar (Tasavvuf Sözlüğü)

Ehlullah seyr sülüklarının esaslarına dört ölüm esasını koymuşlardır. Bunlardan birincisi mevt-i ahdardır (yeşil ölümdür). Bu, gösterişli değil, yamalı elbise giymektir. Hz. Ömer Hattâb'ın giydiği elbisede on üç tane …

Ehlullah seyr sülüklarının esaslarına dört ölüm esasını koymuşlardır. Bunlardan birincisi mevt-i ahdardır (yeşil ölümdür). Bu, gösterişli değil, yamalı elbise giymektir. Hz. Ömer Hattâb'ın giydiği elbisede on üç tane yama vardı. Bunlardan biri deridendi. Oysa o, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'minlerin /a emiriydi... (Fütühât, TI, 184

Mevt-i ahdar (yeşil ölüm), kıymetsiz, bir kenara atılmış yamalı elbiseyi giymektir. Kişi, güzel bir elbise yerine kıymetsiz bir elbise giyerek namazının sahih olacağı kadar avretini örtecek bir elbiseye güzelce kanaat ederse mevt-i ahdarla ölmüş olur. Çünkü, (böyle yapmakla) hayatını kanaatle yeşillendirmiş (filizlendirmiş, güzelleştirmiş), geçici güzelliklerden müstağni kalmış ve yüzünü, kendisini dirilten Zât'ın cemâlinin parlaklığıyla parlatmıştır. (Şiirde) denildiği gibi:

Kirletmediğinde kınanacak şeylerle ırzını

her giydiği güzeldir kişinin

Şafii, değersiz olan eski elbiseyle görüldüğünde bazı câhiller onu kınadı. Buna karşı o şöyle dedi:

Değerinden fazla fiyatı olsaydı elbisemin

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mevt-i-ahmer/" mevt-i ahmer /a ünsiyetim artardı değersiz nefsime

zifiri bir karanlıktır elbisen

güneşin ışıkları altında

Oysa bir güneştir benim elbisem

karanlığı altında gecenin

(Kâşânî, 92; Câmi’, 100

(Ayrıca bk. hırka/lübs-i hırka; murakka'a/murakka'ât