Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

mevt-i ma'nevi (Tasavvuf Sözlüğü)

Mevt-i mânevi (mânevi ölüm) hakkında (Şeyh Abdülkadir Geylâni) şöyle dedi: Eğer halktan ayrılma yoluyla ölürsen, sana Allah rahmet etsin ve seni hevândan alıkoysun denir. Hevâdan ayrılarak ölürsen, sana Allah rahmet …

Mevt-i mânevi (mânevi ölüm) hakkında (Şeyh Abdülkadir Geylâni) şöyle dedi: Eğer halktan ayrılma yoluyla ölürsen, sana Allah rahmet etsin ve seni hevândan alıkoysun denir. Hevâdan ayrılarak ölürsen, sana Allah rahmet eylesin ve seni irâdenden ayırsın' denir. İrâdenden ayrılırsan Allah rahmet etsin ve seni kendisinden sonra ölüm olmayan bir hayatla diriltsin denir

(Sonra sırasıyla) Kendisinden sonra fakirliğin olmadığı bir zenginlik versin , Sâhib olmana mâni olunamayacak bir bağış versin , Kendisinden sonra sıkıntı bulunmayan bir rahatlık versin , Kendisinden sonra sıkıntı bulunmayan bir nimetle nimetlendirsin , Kenmevtıin/mevâtın disinden sonra cehâletin bulunmadığı bir ilim öğretsin , Kendisinden sonra havfın korkunun) olmadığı bir emniyet versin (denir

Böylece sen, saadete kavuşur ve sıkıntıya düçar olmaz, izzet bulur, zelil olmazsın. Yakınlaşır, uzaklaşmazsın; yücelir, alçalmazsın; kıymetin artar, değer kazanırsın, hakir görülmezsin. Temizlenir, lekelenmezsin

Eman sende gerçekleşir, sözler sende doğrulanır. Böylece sen a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kibrit-i-ahmer/" kibrit-i ahmer /a (kırmızı kibrit ya da kükürt gibi değerli bir maden) olur, kolay bulunmazsın laz rastlanan değerli bir insan hâline gelirsin

Benzersiz derecede üstün, ortağı olmayan ferid (tek), cinsi bulunmayan vahid (eşsiz, yegâne), gaybın gaybı ve sırrın sırrı (bir insan) olursun. Bu durumda bütün peygamberlerin ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddik/" sıddiklerin /a vârisi olursun

Velâyet sende son bulur, bedeller sana a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a edilir; üzüntüler senin sayende ortadan kalkar, yağmurlar senin sayende yağar, ekinler senin sayende biter, belâlar seninle def edilir, husüsi ve umümü bütün sıkıntılar seninle ortadan kalkar. (Fütüh, 10-11

mevtin/mevâtın Mevâtıin, içinde bulunulan 've Hakk'ın ne istediğini anlamanı gerektiren vâridin vakitlerinin mahallinden ibârettir

Mevâtın, vâridin vakitlerinin mahallinden, yani, yeniden yaratılışla yokluktan varlığa gelen şeyden ibârettir. Bu mahal, ...içinde bulunulan... vâridin sonradan ortaya çıkması hâlidir. Anla, bu çok ince ve derin bir noktadır. Ey talib, ...sana gereken... mevâtın'ı bildikten sonra ...bu mevâtında (duraklarda) Hakk'ın senden ne istediğini bilmendir... (bu mevâtın) senin girip yerleştiğin (duraktır), ...gecikmeden... en güzel bir şekilde seni oradan alıkoyacak bir durumla ...oyalanmadan... meşgul olmadan oraya gelirsin. Böyle yapman (oyalanman)

seni helâke götürür. Kendinde Hakk'ın senden taleb a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a şeyin zorluğuna dâir