farklıdır. Müfevviz ise, işini ısmarladığı kişinin yaptığından memnündur. Mânâ olarak hem teslim, hem de tefviz vekâlete yakındır. Yalnız bu ifâdenin vekâletten farkı, vekil kılan kişinin, vekili üzerinde mülkiyet iddiâsı kokusu olmasıdır. Dolayısıyla tefviz ve teslim vekâletin dışında kalır. Mubhsinlerin ve diğer süfilerin bütün işlerini Hakk'a tefviz etmeleri, Allah'ın onlar için yarattığı işlerin Hakk'a ircâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesidir /a (teslim ve iâde edilmesi, döndürülmesidir). Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a onlar, Hakk'a ısmarladıkları her işte, mülkiyet davasından arınmışlardır. İşte bu, tefvizin ta kendisidir. Şehidlerin tefvizi, kendilerini çevirdiği her hâlde Hakk'a güvenmeleridir. (İnsân, IL, 92
Tefviz ve teslim, ihtiyârı (seçmeyi) terk etmektir. Teslim, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/islam/" islâm /a ve istislâm, boyun eğmektir. Bu da a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyetin /a ortaya konmasıdır. Tefviz, kulun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a işlerinden hiçbirini tercih etmemesi, bu konudaki tercih hakkını Mevlâ'sına bırakması, onun tercihinin aksine bir tercihte bulunmamasıdır
Denilmiştir ki, Tefviz, kazânın vuküundan önce, teslim vuküundan sonra olur. Teslim ve tefviz, mârifet ehlinin sıfatlarındandır. Allah peygamberleri bu sıfatlarıyla övmüştür. (Câmi’, 199
Teslim ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bidayattaki/" bidâyâttaki /a şekli, şer'i hükümlere itirâzsız ve illetlerini aramaksızın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tehalli/" tehalli /a 1043 teslim olmaktır. Ebvâbdaki süreti, şeriatın kuvvetlerine teslim olmak, tartışmadan ve hoşnutsuzluğa kapılmadan gereğine göre itâat etmektir
Muâmelâttaki aslı, akılların itibâr a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a , vehimlere götürmeyen şeylere teslim olmaktır. Bu vehimler, (mânevi) zevk yollarında sürekli olarak yürümeyi, (uhrevi) korkulardan kurtaracak şeylerden nasib almayı ve onlara uymayı engelleyen şeylerdir
Teslimin ahlâktaki derecesi, tereddüddeyken sabır, açgözlülük içindeyken isâr yardımıyla nefsin tabiatının zıddına olacak şekilde nefste sâbit olan şeyi değiştirmeye istekli olmak, nefse adaleti ve orta yolu yerleştirmeye çalışmak, her türlü a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâk /a konusunda a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ifrat/" ifrât /a ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tefrit/" tefritten /a uzaklaşmaktır
Usülde teslim, üns kuvveti yoluyla keşfi hedeflemektir. Edviyede teslim, Hakk'a yönelmek için a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/himmet/" himmet /a , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/basiret/" basiret /a ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmete /a teslim olmaktır. Aftvâlde teslim, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbeti /a güçlendirmek ve cezbeyi şiddetlendirmek için işleri Hakk'a teslim etmektir
Velâyâtta teslim, şeklin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikate /a teslim edilmesi ve böylece yaratılmışların sıfatlarından sıyrılıp çıkmaktır. Hakaikte teslim, gözle görmeyi Zât'ıyla görene, hayatı da Zât'ıyla hayat a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a olana teslim etmektir. Nihâyâtta teslim, teslimi görmekten arınmış olarak ve yalnızca O'na teslim olduğunu görerek Hakk'ın dışında kalan her şeyi Hakk'a teslim etmektir
(Ayrıca bk. tama'; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tefviz-teslim/" tefviz-teslim /a ; tevekkül
