mertebe, ilim gibi mukayyed latif olanı kesif (yoğunlaştırıp algılanabilir) hâle getirir. Şübhesiz o, burada süt şeklinde zuhür eder. Bu mertebe mahsüsât (duyular) gibi mukayyed kesif (sınırlı derecede yoğun) olanı latif hâle getirir. Şübhesiz o burada a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a şeklinde zuhür eder. Bu mertebenin menşei, dimağın ilk boşluğundaki kuvvettir
Bil ki, sen bu mertebede mahsüsât ve gayr-ı mahsüsât kabilinden zuhür eden tüm süretleri (duyularla algılanabilen ve algılanamayan bütün görüntüleri) aldığında ve dördün üçten ayrılması gibi zâtıyla târif edilenler hariç tüm farklı süretleri düşündüğünde, sana müstakil bir âlem tezâhür eder. Bu âlem, beyindeki kuvvet ve hayâli süretlerden kat'i nazarla birlikte aslında bütün a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucerred/" mücerred /a ve müşahhas fsoyut ve somut!) varlıklar arasındaki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/berzah/" berzahtır /a . Bazı süfiler bu ikinci mertebeyi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal-i-mutlak/" hayâl-i mutlak /a ve munfasıl olarak adlandırmıştır. (Esfâr, 131
