Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

mümâsili (Tasavvuf Sözlüğü)

olmasıdır. Buna göre, eğer bir cevher rüh olmuş olsaydı, her cevherin rüh olması gerekecekti. Bu da akıl deliline aykırı bir durumdur. (Tedbirât, 129 (O), iki arazı olan bir cevher ve iki vasfı olan bir zâttır. Bu …

olmasıdır. Buna göre, eğer bir cevher rüh olmuş olsaydı, her cevherin rüh olması gerekecekti. Bu da akıl deliline aykırı bir durumdur. (Tedbirât, 129

(O), iki arazı olan bir cevher ve iki vasfı olan bir zâttır. Bu cevherin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a (hüviyeti) ilim ve kuvvetlerdir. Alim ve Haktın (olan iki sıfat,) kuvvetlerin kanallarında dolaşır ve üçlü kuvvet şeklinde dışarı çıkar

Mülik olduğun ilimlerle beslenmiş kuvvet ise, basiti o kuvvetlerin hakikatinin üçte birine yerleştirirsin. İlim asıldır dersen, kuvvetler de ilmin dallarıdır. Öyle değil de kuvvetler topraktır dersen, o a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a ilim de ekin olmuş olur. Bu ilim, kavli (nazari, teorik) ve ameli (pratik) almak üzere ikiye ayrılır. Kavli ilim, süretinin şekcevher/cevâhir- araz/a'râz line yerleştirdiğin ve süretinin hakikatini açığa çıkardığın misâldir. Ameli ilim ise, filozofun kendi ilmiyle faydalanmaya götüren ve idareciyi de hükmüyle karara vardıran a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmettir /a

Bu kuvvetler de iki kısımdır: Birincisi icmâli-tafsili kuvvetlerdir. Bunun şartı, mizâcın güzel, tutulan yolun doğru, sözün sağlamlığının yanı sıra fiilin de tam olması gibi istidâdlardır

İkincisi de icmâli-tahyili kuvvetlerdir. Bunların şartı da cevherin varlığını yer kaplaması ve isneyniyeti (ikili yapısı) arasındaki farkı ayırd etme kabiliyetidir. Iki vasfı olan zât, sensin ve benim. Benim için seninle, senin için de bizimle ilâhımızdır. Sen, mâkulün kabül etmesiyle değil, kendi hakikatinle varsın. Sen kulluk evsafınla varsın, ben ise hakikat cihetimle varım. Yoksa, mâkulün kabül etmesiyle var değilim. Ben, mâkulün kabül etmesi itibâriyle hakikatim (inniyyetim) cihetindenim. Ben hükümlerden biriyim, hükmeden ise Allah'tır. Sen ise yaratıksın, yaratık ise kuldur. (İnsân, I,7

Cevherin iki arazı vardır: Birincisi ezel, ikincisi ebeddir. İki sıfatı vardır: Birincisi Hakk, ikincisi halktır. İki vasfı vardır: Birincisi kıdem, ikincisi hudüstur. İki tane ismi vardır: Birincisi Rabb, ikincisi abddır (kuldur). İki yönü vardır: Birincisi zâhir, yani a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâdır /a , ikincisi ise bâtın, yani âhirettir. İki hükmü vardır: Birincisi vücüb, ikincisi imkândır. İki itibârı vardır: Birincisi nefsi için gaib, başkaları için mevcüd, ikincisi ise başkası için gaib kendisi için mevcüd olmasıdır. İki mârifeti vardır: Birincisi önce vücübiyyetini, sonra selbiyyetini, ikincisi önce selbiyyetini, sonra vücübiyyetini bilmektir. Onun bir noktası vardır ki, anlayışlar o konuda hata eder, ibâreler mânâlarını saptırır, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâretler /a de mânâlarından uzak kalır. (İnsân, I, 15

Vücüd mertebelerinden birisi de cevher-i ferddir (atomdur). Zira cevher cisimlerin aslıdır. Kelimeye göre harfler ne ise -buna harfe göre nokta da diyebilirsin- cisimlere göre cevher odur. Nitekim biz bunu Kitâbü'n-nokta adlı kitâbımızda açıklamıştık

Cevher terkib (başka varlıklarla birleşmeyi) kabül eden, fakat parçalanma kabül etmeyen bir varlıktır. Bu sebeble cevher cisimlerin parçalanıp helâk (yok) olabileceği son noktadır. Terkib edilmiş bir nesnenin yok olması ise, her cevherinin kendi başına kalışına kadar parçalarının dağılması ve çözülmesidir. Terkibden önce cevhere cevher-i ferd (tek cevher, asli cevher) , terkibden sonra cevher-i mürekkeb (birleşik cevher) , terkibin dağılması, yani çözülmesinden sonra ise cevher-i basit ve bölünme kabül etmeyen en küçük parça denilir. Zira bütünü dikkate almadan parçayı zikretmek doğru olmaz. Çözüldükten sonra, bütünü itibâri olan çözülmüş mürekkeb cisim olur

Cevheri böylece bildikten sonra bilmelisin ki araz; cevherin hâl, sıfat, durum ve hükümlerinden ibârettir. Bütün bunlar cevherin devamlı bir şekilde değişen araz178 cez'

larıdır. Zira bir arazın iki zaman dilimi boyunca devam etmesi imkânsızdır. Bunun sebebi şudur: Araza, arazı kabül eden bir yerden, diğer bir yere intikal a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a için bu ad verilmiştir. Cevher ise, ferdin mahallidir; arazın kendisine intikalini kabül etinez. Aksine araz, onunla birleşmeksizin geçici olarak ondan intikal eder. Bu böyle durmadan devam edip gider. (Merâtib, 27

cez Sabır bir felakete karşı tahammül ise buna doğrudan sabır, bunun zıddına da cez ve hel (feryad ve endişe) denir. Adam bağırıp çağırarak, yakasr

paçasını yırtarak, yerlere serilerek hevâ çağrısına uyar. (İhyâ', IV, 82

(Ayrıca bk. sabr