Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

mümkünâtın (Tasavvuf Sözlüğü)

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a , kendilerine aksetmiş bulunan kemâlâta rağmen, bütün kötülük ve noksanlığın temel dayanakları olan ademâttır (yokluklardır). Bu görüş, akıl kulağıyla dinlemeyi …

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a , kendilerine aksetmiş bulunan kemâlâta rağmen, bütün kötülük ve noksanlığın temel dayanakları olan ademâttır (yokluklardır). Bu görüş, akıl kulağıyla dinlemeyi gerektiren tafsilâtlı açıklamaları gerektirir... (Mektübât, I, 210

Bazıları sıfâtın (ilâhi sıfatların) Allah'ın aynı olduğunu, bazıları gayrı olduğunu, bazıları da ne aynı ne de gayrı olduğunu söylerler. Sıfatların Allah'ın aynı olduğunu kabül edenler biz Şâzeliyye mensüblarıyız. Gayrı olduğunu kabül edenler İbn Arabi ve takibcileridir. Ne aynı, ne de gayrı olduğunu kabül edenlerse büyük âlimlerimizdir. (İbn Arabijt şöyle der: Her sıfat zıddını gerektirir. İnsan, cemâli ya da celâli olmayan bir sıfatın tecelligâhı olmaya güç yetiremez. O sıfat cemâl ya da celâl sıfatları arasında yer alır. Hüküm ise insan mizâcına münâsib bir şekilde hâkim olana aittir. (Nefehât, 66