Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

müştak (Tasavvuf Sözlüğü)

bir şeye nâil olur ve onu elden kaçırır Aşkın ise başka bir mânâsı vardır: Öncelikle âşık kendi zâtına, ma'şuk da kendi-zâtına aittir. Ondan başkasına âşık olunur veya olunmaz. Fakat bu O'ndan başkasına aşık olunmayacağı …

bir şeye nâil olur ve onu elden kaçırır

Aşkın ise başka bir mânâsı vardır: Öncelikle âşık kendi zâtına, ma'şuk da kendi-zâtına aittir. Ondan başkasına âşık olunur veya olunmaz. Fakat bu O'ndan başkasına aşık olunmayacağı mânâsında değildir. Bilakis O, zâtından dolayı zâtına âşık olunandır. Eşyânın pek çoğu böyledir, başka bir şey değildir. (İşârât, IV, 41

Ebü Ali Dekkak'ın, şevkle iştiyâkı birbirinden ayırarak şöyle dediğini duydum: Şevk, kavuşma ve görmeyle sükünet bulur, iştiyâk ise kavuşmayla sona ermez. ... ...İbn Atâ'ya şevkin ne olduğu soruldu, o da şunları söyledi: İçlerin yanması, kalblerin tutuşması, ciğerlerin parçalanmasıdır. Daha sonra, şevkin mi yoksa a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbetin /a mi üstün olduğunu sordular. Buna da şu cevâbı verdi: Mehabbet daha üstündür. Çünkü şevk mehabbetten doğar.

Bir süfi de şöyle demiştir: Şevk, ayrılık sebebiyle gönülden çıkan bir alevdir. Vuslat (kavuşma) vâki olunca söner, gönüllere Sevgili'yi müşâhede etme hâli galib olursa, işte o zaman şevk ona yol bulamaz. (Kuşeyri, 161

Seri'nin şöyle dediğini duydum: Eğer ârif, tahakkuk ettirebilirse, onun en üstün makamı şevktir. Şevk makamını tahakkuk ettirdiği zaman, kendisini meşgul edecek her şeye şevk duymaktan kurtularak, kendisini, özlemiş olduğu Sevgili'ye şevk duyar.

Ebü Osman Hiri, Allah'ın tesbit a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a ecel a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaka /a gelecektir âyeti hakkında şöyle der: Bu âyet, iştiyâk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibleri /a için bir tâziyedir. Mânâsı da şudur: Bana olan iştiyâkınızın size galib olduğunu biliyorum. Ben sizin kavuşmanızı bir müddet erteledim. Ancak sizler, iştiyâk duyduğunuz şeye yakında kavuşacaksınız. (Kuşeyri, 162

Allah Teâlâ buyurmuştur ki: Kim Allah'a kavuşmayı ümid ederse, (bilsin ki) Al