inananların görüşüne göre orada karar kılar, ya mütehayyiz ile kaim olduklarına inandıkları gibi orada ikamet eder ya da mütehayyiz olmadığı gibi, mütehayyiz varlıkla kaim olmadığını isbat edenlerin görüşüne göre, cisimde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halife/" halifeye /a tahsis edilmiş olan muayyen yer, o halifenin emri, sözü ve ahkâmının nüfüzu, hükümlerinin konulduğu yerdir. Hakk Teâlâ bu cisim ve beden şehrini dört esas üzerine ikame etmiştir ki bunlar, ustukussât ve unsurlardır (ateş, hava, su ve toprakla onların husüsiyetleridir). (Tedbirât, 131
Hazret-i cismiyyet, zikrettiğimiz mahsüsâtı (duyularla algılanabilen şeyleri) içinde toplar. Bunun emiri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a , haracına a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib-olan/" sâhib olan /a da hisstir. Hisler (duyular), izâfi bir ihtilâfta oldukları a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , mahsüsâtı alıp haracın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a olan hisse teslim eder, hayâlin hazinesine yükseltir. Burada kendisine yükseltilen şeyin cinsinden bir isim elde eder. Bu durumda bunlardan mahsüsât ismi kalkar ve mütehayyilât fhayâl edilebilir olan şeyler) ismi verilir
Bundan sonra hayâl, hatırlama gücü altında mahsüsât gibi harac sâhibi olur, rüh onları ezberler. Burada mütehayyilât ismi onlardan mezkürât a (hatırlanan şeylere) ya da mahfüzât a intikal eder
Sonra fikrin gücü altında harac sâhibi olan zikir (hatırlama), bunları ona arz eder, tecrübe a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a ayırır. Bunlar hakkında kendi idâresine bağlı bulunanlara soru sorarak bunlardaki hak ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/batil/" bâtıl /a şeyleri birbirinden ayırır. Çünkü, hissin pek çok yanıltıcı tarafı vardır. Mezkurâtın ismi, onlardan mütefekkerâta (düşünülen şeylere) intikal eder. Onları tedkik a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a , yanıltıcı unsurları hisse geri gönderdiği, sahih olan şeyleri alıp onları akıl hazretine (huzüruna, mertebesine) aktardığı zaman fikir, aklın gücü altında (aklın çalışma sürecinde elde edilen) bereketin de sâhibi olur
Akıl mertebesine ulaştığında, kendisine gelen ilim ve ameller ona dahil olur ve kendilerini ona arz eder ve böylece ameller, bu kulağın ameli , bu gözün ameli , bu dilin ameli şeklinde birbirinden ayrılır. Bu durum, amellerin hepsinin tamamlanmasına, ilimler ve onların isimlerinin mâkulâta (düşünülen şeylere) intikal etmesine kadar devam eder
Vezir olan akıl onları alır ve Külli Kudsi Rüh'a götürür. Nefs-i nâtıka da (nâtık nefs de) onun için izin ister, böylece o da oraya dahil edilir. Oraya dahil olunca, onun elindeki tüm mâkulâtı bırakır ve ona der ki: Seyyid, kerim ve halifeye selâm! İşte bu, sana hazretinin faklının) çölünden, işçilerinin elleri üzerinde ulaşmıştır
Rüh, onları alıp Kudsi Hazret'e götürür. Secde ederek yere kapanır. Bu secde
