Mütercim, Gaziantepli Hasan Hoca Efendi olarak tanınan, Kadirî ve Şazelî Şeyhi Hasan Arslan Hoca Efendi 1928 yılında Gaziantep’in Büyük Şahinbey (Eski adıyla Körkün) kasabasında doğmuştur.
Hasan Hoca Efendi, içindeki dini ve manevi ilimlere olan aşkından dolayı kasabada bulunan merhum Ali Bilici Hoca Efendiye gitmiştir. Bu zattan Kuran-ı Kerim, tecvit, inşa ve Osmanlıca yazı dersleri almıştır. Şeyh Hasan Hoca Efendi Gaziantep’in birçok alimlerinden ilim okumuş, ayrıca Muhammed Salih İlhan Hoca Efendinin yanında sarf ve nahiv ilimlerini tekmil etmeye çalışmış ve bu zattan medrese icazeti almıştır.
Hasan Hoca Efendi kendine manevi yolu gösterecek bir mürşid arayışına girmiş bu arayış Kilisli merhum Şeyh Muhammed Mükerrem Safi hazretlerini buluncaya kadar devam etmiştir. Tarikatta hizmetleri kendilerini naiplik derecesine kadar çıkartmış, Şeyhinin vefatı üzerine Siirt Kurtalan’a bağlı Teylan köyünde ikamet eden Şeyh Muhammed Sıddık Teylanî Hazretlerine intisap etmiştir. Bu zatın yanında 8 sene hizmetinin neticesinde Kadirî tarikatının icazetini alarak hizmete devam etmiştir. Bu arada şeyhinin oğlu Seyyid Faik Efendiden aldığı derslerle arapça ilmini genişletmiştir. İrşat icazetini aldıktan sonra birçok Şeyh Efendi ile görüşüp onlardan istifade etmiştir. Bu Şeyhlerden biri de Şazelî Şeyhi Seyyid Abdulkadir İsa elHalebî’dir. Şeyh Hasan Hoca Efendi Şeyhi Abdulkadir İsa (rahmetullahi aleyh) ile ilk buluşmasını ve tarikatına intisap edişini şöyle anlatır: “Kendim evvela kadirî şeyhlerine hizmet etmiştim. Bir gün Maraşlı Ahmet Cami Efendi Şeyh Abdulkadir İsa Efendiyle beraber misafir olarak hanemi nurlandırmışlardı. Şeyh Abdulkadir İsa Efendi benden kendisinin tarikatına da intisap etmemi istedi. Ben de Kadirî tarikatı halifesi olduğumu söyledim. Şeyh Efendi de kendisinin önceden kadirî ve nakşî halifesi olduğunu daha sonra Şeyh Muhammed Haşimî ile tanıştıktan sonra Şazelî tarikatına intisap ettiğini söyledi. Sözlerine devam ederek Şeyh Haşimî ile ilk karşılaşmasını şöyle anlattı:
Bir gün Şam’dayken namaz kılmak için Emevî Camisine gittim. Namazdan sonra bir zatın başına toplanmış ve onu sessizce dinleyen bir cemaat gördüm. Ben de bu cemaate dahil oldum. O zat dinî sohbet yapıyordu. Sohbetten sonra beni yanına çağırdı ve bana nereli olduğumu sordu. Ben de Halepli olduğumu söyledim. Sonra hangi tarikattan olduğumu sordu. Ben de kadirî ve nakşîyim dedim. Şeyhin sağ mıdır? dedi. Evet sağdır. dedim. Öyleyse benden Şeyhine selam söyle, ismimin Muhammed Haşimî olduğunu, izin verirse senin benim tarikatıma da girmeni istediğimi söyle, dedi.
Bunun üzerine Halep’e döndüm. Ben bu meseleyi köyde bulunan Şeyhim Hasan Hasenî’ye nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum. Bu durum canımı sıktı, zihnimi meşgul etti. Azmimi toplayarak Şeyh Efendiye Şeyh Muhammed Haşimî ile buluştuğumu ve onun selamını söyleyerek isteğini kendisine bildirdim. Şeyh Efendi bana hayhay dedi ve Oğlum mümkünse o şeyhe beni de götür, ben de ona intisap edeyim, dedi. Böylece Şeyh Haşimî Hazretlerinin yanına gidip ona intisap ettim.
Bunun üzerine Abdulkadir İsa Efendi bana: “Senin Şeyhin Muhammed Sıddık Efendi sağ olsaydı ben seni onun yanına gönderir teberrüken benden tarikat alman için izin istemeni teklif ederdim.” dedi. Bu ısrarlı teklif üzerine Şazelî tarikatına da intisap ettim ve bana bu tarikatın “icazet-i âmme”sini verdi. Şeyh Efendinin vefatından sonra Şeyhin halifesi olan şimdi Cidde’de yaşayan âlim, mütteki, fazilet sahibi, Şeyh Seyyid Sadullah Murad Efendiden yine Şeyh Abdulkadir İsa’nın vasiyeti üzere “icazet-i hassa”yı aldım.”
Şeyh Hasan Hoca Efendi halen iki tarikatı birden yürütmektedir. 35 sene süren imam hatiplik görevinden 1987 senesinde Şeyh Fetullah Caminden emekli olmuştur.
Şeyh Hasan Hoca Efendi 1997 senesinde Hasan Hoca İlim Yayma Vakfını kurdu. Hoca Efendi vakıf başkanı olarak hizmetlerine devam etmektedir. Hoca Efendinin “Hasan Hoca Dîvanı” adında bir şiir kitabı, “Tasavvuftan Hakikatlar” adı altında bir tercemesi, “Ehli Sünnet Akîdesi” ve “Kurban Risalesi” adlarıyla iki küçük risalesi bulunmaktadır.
