Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ne suht (Tasavvuf Sözlüğü)

ve ne de rızâ engel olabilir. Onlar, mehabbetlerinden vazgeçip rahata iltifât etmezler Sıddikların rızâsı, en yüce nazar mahallinde hâzır olacak olanla Hâzır Olan'ın birbirini sevmeye çalışmasıdır. Çünkü bunlar devamlı a …

ve ne de rızâ engel olabilir. Onlar, mehabbetlerinden vazgeçip rahata iltifât etmezler

Sıddikların rızâsı, en yüce nazar mahallinde hâzır olacak olanla Hâzır Olan'ın birbirini sevmeye çalışmasıdır. Çünkü bunlar devamlı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/terakki/" terakki /a (yükselme) hâlindedirler. Kul her yükselişinde, Hazret-i İlâhiye'de yolu daralır. Kul, ilk defa fiillerin tecelligâhında Allah'la birlikte bulunduğu mertebede, O'nu diğer mahlükatta müşâhede eder. Daha sonraki yükselişinde, müşâhede noktası daralır, fakat yok olmaz. Her yükselişinde de nazar mahalleri daralır. Sıddikların rızâsı, onların bu darlıkta Hakk'la ünsiyet etmeleridir. Bu hâl, akılla idrâk edilemeyen keşfi ve zevki bir hâldir

Mukarrebinin rızâsı ise, onların, Hakk'tan halka dönmelerindedir. (İnsân, II, 93

Rızâ, kalbin, kader hükmünün altındaki sürürudur (sevinmesidir). (Câmi’, 54

Rızâ üç kısımdır: Avârnın rızâsı Allah'ın dininedir. Bu, onların Allah'ın dinini kabül etmeleridir. Havâssın rızâsı, Allah'ın sevâbınadır. Bu da Allah rızâsı için