Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

nebâtâtta (Tasavvuf Sözlüğü)

açıktır. Bu mertebede kardeşleri hâ (he) ve lâmdır. (Diğer) mertebelerde bulunmayan harflerin tümü onda (bu mertebede) toplanmıştır. Hiçbir dâire, alan, basit ve mürekkeb âlem onun muhtevâsı dışında değildir. (Fütühât, …

açıktır. Bu mertebede kardeşleri hâ (he) ve lâmdır. (Diğer) mertebelerde bulunmayan harflerin tümü onda (bu mertebede) toplanmıştır. Hiçbir dâire, alan, basit ve mürekkeb âlem onun muhtevâsı dışında değildir. (Fütühât, I, 109

Fark, Hakk'sız halka a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işârettir /a . Ayrıca Kulluğun müşâhede a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesidir /a de denilmiştir... (Istılâh, 532; Fütühât, TL, 129) ...Cem'in tersidir... ... Cem'u'l-cem nedir? dersen şöyle deriz: Cem 'u'l-cem', Cemâl'i müşâhede anında Allah'ta tamamen yok olmaktır. (Fütühât, TI, 129

Bir tâifeye göre cem , halksız Hakk'a işâret eden kişinin işâretidir. Ebü Ali Dekkak şöyle der: Cem', sana a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a edilmesi kabül edilmeyen şeydir.

Süfilerden bır tâife ise Cem, Allah'ın kendi fiilinden kula a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a olarak gösterdiği şeydir demişlerdir

Bir topluluk da şöyle târif etmiştir: Cem , mârifetin müşüâhedesidir, delili de Iyyâke neste'in (Yalnız Sen'den yardım dileriz) ifâdesidir.

Süfilerden biri de şöyle demiştir: Cem , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkın /a Hakk ile kaim olduğunun isbâtı, cem'u'l-ceni ise Hakk'tan başka her şeyi görmekten fâni olmaktır.

Başka birisi ise Cem , mâsivâyı Allah'la görmek, cem'u'l-cem ise tamamen yok olmak ve hakikatin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/galebe/" galebesi /a anında Allah'tan başka her şeyi hissetmekten fâni olmaktır demiştir

Bazısı da şöyle demiştir: Cem , Hakk'ın her şeye tasarrufunu müşâhede etmektir Cem' ve fark konusunda şu şiir söylenmiştir:

bir araya geldim O'nunla

ayrılıp kendimden

cem ve fark hep ardı ardıma gelir

ikilik sebebiyle

cem'-fark Cem ve cem'u'İ-cem ' hakkında süfilerden bize ulaşanların bir kısmını zikrettik. Bize göre cem', senin vasf ettiğin, O'na ait isim ve sıfatları O'nda toplaman, O'nun da seni vasf a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a sana ait isim ve sıfatları kendi üzerinde toplamandır. O zaman sen sen, O da O olmuş olur

Cem'u'l-cem' ise O'na ait olanı da, sana ait olanı da O'nda cem etmendir. Her şey O'na döner. İşlerin hepsi O'na döner. Hüd 11/123) Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah'a döner. Şürâ 42/53) Kâinâtta var olanlar, O'nun isim ve sıfatlarından başka bir şey değildir. Ne var ki, bazı kimseler bu isim ve sıfatları iddiâ ettiler, Hakk da onların iddiâları arkasından yürüdü ve onların iddiâlarına göre hitâbda bulundu. Onlardan bir kısmı Allah'a mahsüs sıfatların örfte olduğunu, bir kısmı da hem vârid olan sıfatlarda, hem de şeriatta bulunduğunu iddiâ etmişlerdir. Bu yaklaşım, rusüm ulemâsı tarafından bidat olarak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/telakki/" telakki /a edilir. (Fütühât, TI, 505

Bazı süfi topluluklarına göre tefrika bir işârettir ki, halka Hakk olmaksızın işâret eder. Ebü Ali Dekkak'a göre fark, kişinin kendisine nisbet edilen şeydir. Bazılarına göre de edeb gereği, sana Hakk'ı fiillerin üzerinden müşâhede ettiren şeydir. Bazılarına göreyse a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyetin /a müşâhede edilmesidir (kulluğun görülmesidir). Farkın, halkı (yaratılanları) isbât olduğu da söylenmiştir

Yine denilmiştir ki: Tefrika, Allah'tan başkasının görülmesidir. Şöyle de söylenmiştir: Tefrika, halkın hâllerindeki çeşitliliği müşâhede etmektir. Tefrika makamının da

Maiyyet (beraberlik) sohbet, sohbet ise cem'dir. Yüce Allah şöyle buyurdu: Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini görmedin mi? Üç kişi gizli konuşsa a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaka /a dördüncüleri O'dur. Beş kişi gizli konuşsa mutlaka altıncıları O'dur. Bundan az da, bundan çok da olsalar, nerede bulunsalar mutlaka O, onlarla beraberdir Mücâdele 58/7) O birdir, birden sonsuza kadar olan her şeyle beraberdir. Eğer bir varsa, ikincisi O'dur. Çünkü Allah onunladır. Böylece cem meydana gelmiş olur. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a O Câmi’ dir (cem edendir). Birden fazla olsa O, bunlarla -aynı cinsi ifâde eden lafızlarla olmaksızın- beraberdir. Yani Allah üçün üçüncüsüdür denemez; ancak ikinin üçüncüsüdür, üçün dördüncüsüdür veya dördün beşincisidir denir. Çünkü Allah herhangi şekilde kendisine ilâve edilenlerin cinsinden değildir. Çünkü O'nun benzeri yoktur. Şürâ 42/11) (Fütühât, IV, 307

Cem , halksız Hakk'ı müşâhede etmektir

Cem'u'l-cem , halkı Hakk'la kaim görmektir. Buna cem'den sonraki fark hâli denir. (Kâşânî, 41; Câmi’, 80

Fark-ı evvel (ilk fark), Hakk'tan halkla perdelenmek ve rusümun İyaratılışa ait alâmet ve şekillerin) bâki olmasıdır. (Kâşânî, 136; Câmi’, 92

Fark, makamların ortasındadır, teferruk (bölünme) sınırını aşmaktır. İlk ince164 cem'-fark