Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

nefes (Tasavvuf Sözlüğü)

Nefes, gaibden gelen letâif ile kalbleri ferahlandırmaktır. Nefes a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a kimseler hâl sâhibinde daha nazik ve saftır. Vakit sâhibi henüz başlamış olandır, nefes sâhibi ise son …

Nefes, gaibden gelen letâif ile kalbleri ferahlandırmaktır. Nefes a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a kimseler hâl sâhibinde daha nazik ve saftır. Vakit sâhibi henüz başlamış olandır, nefes sâhibi ise son mertebededir. Hâl sâhibi ise ikisi arasında bulunur. Bu sebeble hâller vâsıta, nefesler ise yükselmenin nihâyetidir. Vakitler kalb, hâller rüh, nefesler ise sır sâhibi olanlar içindir. Şöyle dediler: İbadetlerin en faziletlisi Allah ile geçen nefesleri saymaktır. Yine şöyle dediler: Allah kalbleri yarattı ve bunları mârifetin kaynağı hâline getirdi. Onun ötesinde sırları yarattı ve onları a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhidin /a kaynağı kıldı. Mârifete delâlet etmeyen ve tevhide a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a etmeyen her nefes sıkıntı yaygısı üstüne serilmiş bir ölüdür. Sâhibi ondan sorumludur.

Ebü Ali Dekkak'ın şöyle dediğini işittim: Arife nefes teslim edilmez. Çünkü o, onun akışına müsamaha etmez. Muhibb (seven) için ise nefes şarttır. Çünkü onun nefesi olmazsa takati olamayacağından helâk olur. (Kuşeyri, 46

Denilmiştir ki Nefes müntehiye, vakit mübtediye, hâl de mutavassıta mahsüstur. Bunun işâret a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a şey mübtediye zaman zaman Allah'tan bir ilhâm gelmesidir. Mutavassıt, kendisine hâli hâkim olduğu için hâl sâhibidir. Müntehi ise kendisine hâl sağlam olarak yerleştiği için nefes sâhibidir. Huzür ve gaybet hâlleri ise gelip geçici değildir. Vecd hâlleri nefesleriyle birlikte istikrar bulmuştur. Bunların hepsi erbâbına ait hâllerdir

Nefes, gaybın latifeleriyle kalbin rahatlamasıdır. (Bil ki (Câmi’)) bu, sevgiliyle ünsiyet kurmak isteyen içindir. (Kâşânî, 94; Câmi’, 101

Nefes rahatlamadır. Bunun ilk inceliği a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/istitar/" istitâr /a (perdelenme) hâlindeki nefestir. Bu, öfkeyi yutmayla dolu ve ilimle bağlantılıdır. İkincisi tecelli hâlindeki nefestir. Sürür (sevinç) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a muâyene (gözle görme) hâline geçer. Vücüd (varlık) nüruyla doludur. İşâretin kesilmesini gözler. Üçüncüsü ise kudsiyyet ile temizlenmiş nefestir. Ezel işâretiyle kaimdir. O nür sedefidir. (Ravza, 492

Allah'tan başka her varlığın her mevcüdun, O'nun aynı olan bir nefesi vardır. Sonra o (nefes) yok olur ve benzeri var olur. Onun varlığı nefes alıp vermesinin aynısıdır. Allah Teâlâ, nefesiyle mümkün olan mevcüdların hakikatlerini teneffüs etmiştir. Sen onu yokluk uykusu olarak kabül edersin. Onun nefesi izafi mevcüdlarının aynıdır. Allah Teâlâ her an zuhür eder ve mümkün olan mevcüdlar da her an var olur

Bilmelisin ki Allah yoluna giren herkes, ister zikirle, isterse fikirle sülük etsin, her an yok olmakta ve karşılığında benzeri var olmaktadır. Bu sebeble her an o sâlik için yeni bir yol vardır. Çünkü iki şahsın bütün yönlerden ittifâk etmesi mümkün değildir. Eğer ittifâk edecek olsalardı, birbirinden ayırd edilemezlerdi. Değişik şahısların var olması vâcib olduğundan kabiliyetler de değişiktir. Kabiliyetler değişik olursa tecelliler de değişik olur. Tecelli değişik ise ona götüren yol da farklı olur. (Esfâr, 183

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nefes-i-rahmani/" nefes-i rahmâni /a