Ramazân ise âsilerin ayıdır (Allah'a isyân edenlere affedilme fırsatının sunulduğu aydır
Zünnün Mısrim şöyle der: Receb âfetler terk edildiği için, Şâbân itâat edildiği için, Ramazân ise kerâmetler beklendiği için bu isimleri almışlardır. Kim âfetleri terk etmezse, itâatte bulunmazsa ve kerâmetleri beklemezse, işte o zevk ve safâya dalan kimseler arasında bulunur.
Yine o şöyle der: Receb ekin ayı, Şaban sulama ayı, Ramazan ise ekileni biçme ayı798 recebiyyün
dır. Herkes ektiğini biçer ve yaptığının karşılığını bulur. Tohum ekmeyen, ekin biçme zamanı pişmanlık duyar ve kötü hâl üzere haşrolunarak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâdaki /a zan ve kanaati değişir. (Gunye, , 178
Şâbân a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimesi /a beş harftir: Şin, ayn, bâ, elif ve nün. Şin şereften; ayn ulüvvden (yücelikten), bâ birrden (iyilikten), elif ülfetten, nün da nürdan gelir. Bütün bu bağışlar, bu ay içerisinde Allah tarafından kula verilir. O, hayırların açıldığı, bereketlerin indiği, hataların terkedildiği, kötülüklerin örtüldüğü, salavâtların çoğaldığı bir aydır. Bu ay, Hz. Peygamber'e 5 salavât getirme ayıdır. (Gunye, I, 188
Asmai'nin Ebü Amr'dan rivâyetine göre, bu aya Ramazân adının verilmesi, Ramazân ayında deve yavrularının sıcaktan çok ısınması sebebiyledir. Bazıları da, bu ayda taşların güneşten kızdığı için bu adı aldığını söylemiştir. Bu ayda günahlar yandığı için Ramazân adını almıştır diyenler ise bunu Hz. Peygamber'den rivâyet ederler Deylemi, Il, 356
Yine deniliyor ki: Tıpkı kum ve çakılın güneşten sıcaklık aldığı gibi, kalbler de âhiret hakkında ateşten öğüt ve fikir alırlar.
Meşhur lugatçı Halil Ahmed der ki: Ramazan bu ismi ramaz' kelimesinden almıştır. Bu kelime, sonbaharda yağan yağmuru ifâde eder. Bu aya Ramazan adının verilmesi, (yağmurun yağmasıyla her şeyi temizlediği gibi) günâhları tamamen temizlemesinden ve kalbleri tertemiz yapmasından dolayıdır (Gunye, II, 5
recebiyyün ( O ş2.z ) ) Bunlar her zaman kırk kişidir, ne artar ne de eksilirler. Bunlar, Allah'ın azametinden dolayı devamlı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kiyam/" kıyâm /a hâlinde olan adamlardır... (Fütühât, TI, 11; Nebhâni, I, 40) ...Bunlar kavl-i sakil (ağır söz) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a kimselerdir. Ağır söz, Allah'ın Sana ağır bir sözle hitâb edeceğiz âyetinde söylediğidir. (Fütühât, II, 11
Bunlara recebiyyün frecebliler ya da recebe ait adamlar) denilmesi, onlar bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/durumlarin/" durumlarını /a receb ayında sürdürmeleri sebebiyledir. Onlar, Receb hilâli görüldüğü andan, ay bitinceye kadar bu kıyâm hâllerini devam ettirirler. Sonra kendilerindeki bu hâli kaybeder ve ikinci bir Receb'e kadar o hâli bir daha yaşamazlar. Bu yolun ehlinden olup da onları tanıyan pek azdır. Onlar ülkenin her tarafına dağılmışlardır, birbirlerini tanırlar. Bunların bir kısmı Yemen'de, Suriye'de ve Diyarbakır'dadır. (Nebhâni, I, 40
