(hür; hurra-yı bâsita; kiyân; kiyân-ı hurra; neyyirân; nüru'l-hayât; nüru'l'akl; nüru'l-yakin
Nür fışık), zuhüra a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a eder. Zuhür ise izafi bir iştir. Bir şey kesinlikle bir nür-zulmet başkası için zuhür eder ve bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/baskasindan/" başkasından /a gizlenir. Böylece izafi olarak (o şeye izâfeten) zâhir veya bâtın olur. O şeyin idrâklere izâfetinde şübhe yoktur. Avama göre idrâklerin en kuvvetlisi, en yücesi hislerdir (duyulardır). Görme hissi bunlardandır
Eşyâ görme hissine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetle /a üç kısımdır: Karanlık cisimler gibi kendisi görülmeyen şeyler; kendisi görülen, fakat kendisiyle başkasının görülmediği şeyler — yıldızlar ve yanmadığı zaman ateşin alevleri gibi aydınlatıcı cisimler- ve güneş, ay, yanmış ateş ve kandil gibi hem kendisi görülen, hem de kendisiyle başkasının görüldüğü şeyler. Nür, bu üçüncü kısmın adıdır
Bazen nür ismi, aydınlatıcı cisimlerden kesif cisimlerin zâhirlerine yayılan şey için de kullanılır. Arz aydınlandı denilir, yani bu Güneşin ışığı arza yansıdı" demektir. Kandilin ışığının duvar ve elbiseye yansıması da böyledir
Bazen nür ismi, bizzât ışıldayan cisimlerin kendisi için kullanılır. Çünkü onlar zâtları itibâriyle aydınlatıcıdırlar. Özetle nür, güneş gibi kendisi görülen ve kendisiyle başkasının da görüldüğü şeyden ibârettir. (Mişkât, 43
Nürun sırrı ve özü idrâke zuhür etmedir. İdrâk, nürun ve gören gözün varlığına bağlıdır. Çünkü nür, izhar eden (açığa çıkaran) bir zâhirdir. Körler için nürlarda ne zâhir, ne de izhar edici bir husüsiyet vardır. Gören rüh ve zâhir nür, idrâk için zorunlu bir unsur olma konusunda müsavidir. Ayrıca gören rüh, idrâk edici olduğu ve idrâk kendisiyle gerçekleştiği için diğerine tercih edilir. Nür ise idrâk etmez ve onunla idrâk mümkün olmaz. O, sadece idrâk için bir vâsıtadır. Gören nüra nür isminin verilmesi, görülen nüra bu ismin verilmesinden daha münâsibdir. (Mişkât, 44
Noksanlıkların kendi vâsıtasıyla giderilmesinden dolayı, aklın nür olarak isimlendirilmesi, zâhiri gözün böyle isimlendirilmesinden evlâdır. (Mişkât, 46
Birbirlerinden iktibas etmek süretiyle de olsa, yeryüzüne ait nürların iktibas edildiği semâvi nürlar vardır. İlk kaynağa en yakın olanın nür olarak isimlendirilmesi en lâyık olanıdır. Çünkü o, en yüce rütbedir. (Mişkât, 55
Nür isminin, ilk nürdan başkası için a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kullanilmasi/" kullanılması /a tamamen mecâzidir. Çünkü ilk nürun dışındaki her şey O'nun Zât'ı dikkate alınarak nür ismini alınaya lâyık olur. Bunların kendi zâtlarında nür yoktur. Bilakis onların nürâniyyeti (nürluluğu
