çıkarmasının en büyük alametlerindendir. (Fütüh, 125-126
Sırr-ı kader (kaderin sırrı) kaderden başka bir şeydir. Sır, mahlükata a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tahakkum/" tahakkümün /a ta kendisidir. Hakk, mahlükatın gözü hâline gelmedikçe onlara sır açılmaz. Hakk onların gözü olur, onlar da eşyâya Hakk nazarıyla bakarlarsa, o zaman bilmedikleri şeylerin bilgisi onlara açılır. Zira Hakk'ın nazarından hiçbir şey gizli kalmaz. (Fütühât, TI, 66
O'nun ezelde eşyâya dâir bilgisi olduğundan dolayı kader; Allah'ın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilminde/" ilminde /a geçtiği şekilde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yanin/" eşyânın /a varlık âlemine çıkması, cereyan etmesidir. Sehl demiştir ki Allah eşyâyı bilmiş ve yazmıştır. (Ravza, 207
Kazâ, sabit bir hükümdür, kader ise meydana gelen şeydir. Çünkü o, (Allah katında) bilindiği ve yazıldığı miktarda olur. (İlahi) ilim ise bunların hepsinden önce gelir. (Ravza, 207
Kazâ, Allah'ın eşyâ üzerindeki hükmüdür. Bu taifenin (süfilerin) dilinde kazâ, bütün mevcüdatın bulundukları hâller üzerindeki ilâhi hükümdür. Allah'ın eşyâda hükmü, onu... , yani eşyâyı ... bildiği şekilde ve eşyâ hakkındaki bilgisi üzere... olmaktadır. Eşyâyı bildiği şekilde sözüyle, Allah'ın eşyânın zâhiri şeklini, eşyâ hakkındaki sözüyle de eşyânın bâtınını bilgisiyle kuşatmış olduğuna a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a vardır. Allah'ın eşyâ hakkındakini bilmesi eşyânın kendisi hakkında nasılsa o şekilde verdiği bilgi üzerindedir... Eşyâyı şeklindeki ifâde yerine eşyâ hakkındaki şeklinde bir tâbir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kullanilmasi/" kullanılması /a şundandır: Eşyânın iç yüzünü bilen hâliyle dış yüzünü de bilir. Kader, eşyâ kendi zâtında nasılsa onu o şekilde vaktinde yaratmaktır... Yani kader, eşyâyı âyân-ı sâbitenin gerektirdiği ve o vakitte vâki olduğu şekliyle — ne fazla... ve ne de kabiliyetinin gerektirdiğinden eksik- icâd etmektir
Kazâyı yaratan... Hakk Teâlâ'nın ... eşyâ hakkındaki... küfür ve isyânla ilgili hükmü, ancak o eşyâ... ayn-ı sâbitinde ... nasılsa öyledir... Kullar için küfrü ancak âyân-ı sâbitelerinin gereğince takdir eder. Bu konuda Allah tarafından asla doğrudan ya da dolaylı olarak hiçbir zorlama olmaz. Bu da kaderin kulun aynının gereği değil, Allah'ın Zâtı'ndan olduğu fikrini ilzam eder. Bu açıklama, konunun aslı kendilerine açık olmayan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hicab/" hicâb /a ehlinin zihninden cebir (zorlama) şübhesini ortadan kaldırır. Bu... , yani Allah'ın eşyâ üzerindeki hükmünün onların âyân-ı sâbitelerine göre olması ... aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için... Kâf, 50/37) âyetinde beliren ... kader sırrının ta kendisidir. (Sofyavi, 236
