alıkonmazlar. Bu işin âlimlerince bilinen yoldan değil, keşf ve muttali olma açısından yıldızların seyri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilminde/" ilminde /a derin bir öncelikleri vardır. Nükabâ dokuzuncu feleğin, nücebâ ise yıldızların bulunduğu felekleri ihtivâ eden, daha aşağıdaki sekizinci feleğin ilmine sâhibdirler. (Fütühât, TI, 10
Nücebâ, insanların işlerini düzeltmek ve yüklerini taşımakla vazifeli olan kimselerdir. Başkaları hakkında değil, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkın /a haklarına tasarrufta bulunurlar. (Kâşânî, 94; Câmi’, 101
Nükabâ, (Allah'ın) Bâtın ismiyle tahakkuk edip bu isme mazhar olduklarından halkın içlerine muttali olup ordaki gizlilikleri açığa çıkaranlardır. Sırları örten perdeler onlar adına ortadan kalktığından bu gibi konuları bilirler... (Kâşânî, 96; Câmi’, 5, 102) ...Bunlar üçyüz kişidir... (Kâşânî, 96
Nükabânın (süfilerin nakiblerinin, yani denetleyen gayb erenlerinin) dördü zâhiri, altısı bâtıni olmak üzere on ameli vardır. Zâhiri amelleri çok ibâdet, zühdü gerçekleştirmek, irâdeden sıyrılmak ve mücâhede; bâtıni amelleri ise tevbe, inâbe, muhâsebe, tefekkür, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/itisam/" itisâm /a (Allah'ın emirlerine bağlılık) ve riyâzettir. (Câmi’, 3
Nücebâ (seçkinler) kırk kişidirler. Yetmiş kişi oldukları da söylenmiştir. Bunlar halkın işleriyle meşguldurlar; ancak Hakk'tan başkasına nazar etmezler. Bunla786 nükül
rın, dördü zâhiri, dördü de bâtıni olmak üzere sekiz ameli vardır: Zâhiri amelleri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/futuvvet/" fütüvvet /a , tevâzü, edeb, çok ibâdet; bâtıni amelleri ise sabır, rızâ, şükür, hayâdır. Bunlar güzel a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâk /a ve irfân ehlidirler. (Câmi', 4
Bunlar (nükabâ) üç kısma ayrılırlar: Hakâik-i emriyye olan yüce nefsler, halkiyyet (mahlüktan ibâret) olan süfli nefsler ve insâniyyet hakikatleri olan orta nefsler. Bunların her birinde ilâhi ve kevni sırları içine alan Allah adına bir emanet vardır. Bunlar üçyüz kişidir. (Câmi’, 5
