Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

rabbü'l-erbâb (Tasavvuf Sözlüğü)

(rutebu'l-esmâ) Rabbü'l-erbâb (Rabb'ler Rabb'i, terbiye edenlerin terbiye edicisi): O Hakk'tır. O'nun Hakk oluşu, yine onun bütün isimlerin menşei ve gayelerin gayesi olan ism-i âzam ve ilk taayyün olması itibâriyledir. …

(rutebu'l-esmâ) Rabbü'l-erbâb (Rabb'ler Rabb'i, terbiye edenlerin terbiye edicisi): O Hakk'tır. O'nun Hakk oluşu, yine onun bütün isimlerin menşei ve gayelerin gayesi olan ism-i âzam ve ilk taayyün olması itibâriyledir. Bütün talebler için ona yönelinir, bütün talebleri o ihtivâ eder. Allah bu duruma şu âyetle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a etmiştir: Şübhesiz en son varış ancak Rabb'inedir. Bundan dolayıdır ki Hz. Peygamber 5, ilk taayyünün mazhariyet noktasıdır, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rububiyyet/" rubübiyyet /a de O'na aittir. İşte bu en büyük rubübiyyettir

Biliniz ki Rabb'in isimleri üç çeşittir; Zâti isim, vasfi isim, fiili isim. İsim, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rabbu-l-izzet/" rabbü'l-'izzet /a

ve taayyün olması itibâriyle ya zât için kullanılır -ki bu itibâr ya Gani, Evvel, Âhir isimlerinde olduğu gibi yokluğa mahküm nisbi bir durumdur- ya da Kuddus, Selâmı isimlerinde olduğu gibi nisbi olmayan bir isimdir, bu isimlere esmâ-yı Zât (Zât isimleri) ya da vücüdi mânâ adı verilir. Çünkü akıl, onu aklın dışında olarak Zât'a bir ilâve olduğunu görmez. O, ya Hayy ve Vâcib isimleri gibi başkasının akletmesine dayanmaz, ya da Âlim ve Kadir isimleri gibi mevcüdiyyeti (varlığı) olmaksızın başkasının akletmesine dayanır. Bu isimlere de esmâ-yı sıfât (sıfat isimleri) denir. Bunlar, Hâlık ve Râzık Rezzâk (Câmi')) isimleri gibi başkasının mevcüdiyyetine dayanır, onun için bunlara esmâ-yı ef'âl (fül isimleri)? denir. Çünkü bunlar, fiillerin kaynağıdır. (Kâşânî, 148; Câmi’, 84