Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

râbıta (Tasavvuf Sözlüğü)

Fakirin, râbıta-yı kalbiyye (kalbi râbıta) yapmak süretiyle evliyâdan bâtınen medet dilemesi ve bu râbıta vâsıtasıyla onlardan istifâde etmesi gerekir. Râbıtası olmayan yabancıların aksine, râbıta yapanlara zâhiri olarak …

Fakirin, râbıta-yı kalbiyye (kalbi râbıta) yapmak süretiyle evliyâdan bâtınen medet dilemesi ve bu râbıta vâsıtasıyla onlardan istifâde etmesi gerekir. Râbıtası olmayan yabancıların aksine, râbıta yapanlara zâhiri olarak ikrâmda bulunulmamasında (kerâmet bahşedilmemesinde) bir mahzur yoktur. (Buğye, 71

Râbıtanın ıstılâhi mânâsı (şudur): Tarikatta râbıta; müridin, Allah'ta fâni olan kâmil şeyhinin rühâniyyetinden medet ummasıdır. Mürid, terbiye edilebilmesi ve şeyhinden feyiz alabilmesi için, şeyhin gıyabında bile onun süretine çokça riâyette bulunmalıdır. Mürid, ancak bu şekilde şeyhin huzürundaymış gibi onu çağırır ve sanki huzürundaymış gibi ondan nür ister. Kendisini bu yolla da safsata ve fenâlıklardan korur. Bu, inkârı mümkün olmayan bir durumdur. Allah, onu inkâr edenin alnına hüsran yazar ve o kişi öylece damgalanır. Günâhtan ve Allah'ın rahmetinden mahrum kalmaktan yine Allah'a sığınırız. (Buğye, 73

İbn Abbâs'ın"t rüyasında Resülüllah'ı gördüğünü ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'minlerin /a annelerinden birinin yanına girince Hz. Peygamber'in ona aynasını çıkardığını, aynaya bakınca Resülüllah'ın süretini gördüğünü, fakat kendi süretini göremediği anlatılır. Bu tâifenin (süfilerin) dilinde râbıtadaki fenâ budur

Sözümüz Hz. Peygamber'in sttireti hakkında değildir denilemez. Çünkü biz, bunun peygamberlerin husüsiyetlerinden olmadığını söylüyoruz. Ehline göre hiç şübhesiz bu şekilde olan her şey peygamberlerle veliler arasında ortaktır. Evet, namazda Hz Peygamber'den başkasıyla konuşmak namazını bozar. Namazda süretini göz önüne getirmesi, namazın sâhibine teslim olması, Hazret-i Rüh-i Vücüd